|
TÜRKİYE MİLLİ KOOPERATİFLER
BİRLİĞİ
(TÜRKİYE KOOP) GENEL BAŞKANI
MUAMMER NİKSARLI'NIN
...... GENEL BAŞKANI
SAYIN ....................... SUNDUĞU
BİLGİ NOTUDUR
20 Haziran 2006
Sayın Genel Başkanım,
Açıklamama Türkiye için vazgeçilmez olan fındık üreticisinin örgütü
Fiskobirliğin yaşadığı sorunları değerlendirerek başlamak istiyorum.
Aslında bu yapacağım değerlendirme tüm tarım sektörü ve üretici
kooperatifleri için geçerlidir.
Fiskobirliğin yaşadığı sorun hükümetin (IMF ve Dünya Ticaret
Örgütü'nün de dayatmasıyla) siyasi tercihinin sonucudur.
Hükümetin bir başka siyasi tercihi de kooperatiflerin desteklenmemesidir.
Atatürk'ten sonra kooperatiflerin gelişmesi durdu. Son yıllarda
da hızla geriye gidiyor.
Oysa ki kooperatifçiliğin geliştirilmesi sorumluluğu anayasamızla
devlete verilmiştir.
"Madde 171 : Devlet, milli ekonominin yararlarını dikkate
alarak, öncelikle üretimin artırılmasını ve tüketicinin korunmasını
amaçlayan kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır."
demektedir.
Hükümet bu siyasi tercihini Sanayi Bakanı'nın ağzından açıklamıştır.
Sayın Bakan "Fiskobirliğin borçsuz bilançoya sahip olan yönetimi,
bundan sonra basiretli bir tüccar gibi davranarak özel bankalardan
borçlanabilmeli. Artık kamu kaynaklarından borçlanma dönemi bitti."
diyebilmiştir.
Hükümet, müstahsillerin değil, müstahsillerin birleşmesinden
şahsi menfaatlerinin haleldar olacağını düşünenlerin şikayetlerini
dikkate alıyor.
Bakınız Mustafa Kemal Atatürk ne diyor.
"…Müstahsillerin birleşmesinden şahsi menfaatlerinin haleldar
olacağını düşünenler tabii şikayet edeceklerdir. Fakat memleketimiz
bakir bir sahadır. Görülecek çok iş vardır. Onları da tatmin edecek
birçok meşguliyetler bulunabilir. Hakiki ticaret erbabı için hiçbir
zarar tasavvur etmiyorum."
Sorunun düğüm noktası budur.
Sayın Genel Başkanım,
Türkiye'nin yaşadığı diğer kooperatifçilik sorunları da kooperatifçiliğin
gözden çıkarıldığını açıkça göstermektedir.
Son yıllarda Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatiflerimizin
ortaklarının kullandıkları kredi faizlerinin % 50'lerden % 13'E
düşmesinin dışında (kaldı ki bu kredinin esnafa maliyeti % 20'dir.
) kooperatifçiliğimizin gelişmesinin önünü tıkayacak düzenlemeler
yapılmaktadır. Şöyle ki;
1. Kooperatiflerimizin Gelir/Gider olumlu farklarının %1'ine
devlet el koymaktadır. Nedeni kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak
çalışmalar yapmak. Bu kesintinin hukuki dayanağı yoktur. Konu Danıştay
tarafından Anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine götürülmüştür.
2. 2004 yılında 1163 Sayılı Kooperatif Yasasının 1. maddesinde
yapılan değişiklikle şirketlere de kooperatif kurma ve yönetme hakkı
verilmiştir. Yapılan bu değişikliklerin Anayasamıza aykırılığı iddiası
halen Anayasa Mahkemesinde görüşülmektedir.
3. Gelir Vergisi Kanununa eklenen geçici 67. madde ile kooperatiflerin
daha önce mevduat faizleri ve repo gelirleri tevkifata dahil değilken
01.01.2006 tarihinden itibaren % 15 oranında tevkifat uygulanmaktadır.
Cari giderlerinin büyük bir kısmını bu gelirlerden karşılayan kooperatiflerin
bu kesintileri bundan böyle kooperatif üyelerine maliyet olarak
yansıyacaktır.
4. 13.06.2006 tarihinde TBMM'de kabul edilen 5520 Sayılı Kurumlar
Vergisi Kanunu'nun Muafiyetler başlıklı 4.maddesi (k) bendi "Tüketim"
ve "Taşımacılık" kooperatiflerini muafiyet kapsamı dışarısına
çıkarmıştır.
Söz konusu yasanın komisyonlarda ve TBMM'de yapılan görüşmelerinse
bizzat tanık olduğumuz üzere bu durumu savunan siyasetçi ve ilgili
bürokratlar Tüketim Kooperatiflerinin hipermarketlerle, Taşımacılık
Kooperatiflerinin de büyük filolara sahip taşımacılık şirketleriyle
haksız rekabet yaptıklarını ifade ederek görüşlerine haklılık kazandırmaya
çalışmışlardır.
Kooperatifçiliğimizin gelişmesini sağlamak ve tüketicilerin
kendilerini koruyucu girişimlerini (Tüketim Kooperatiflerini teşvik
etmek Devletimizin Anayasal görevi ve zorunluluğudur. Bu düzenlemenin
Anayasamızın 171. ve 172. maddelerine aykırı olduğunu düşünüyoruz.
Yine aynı madde ile (4-k)
Üst Birliğe ortak olma şartının kaldırılması vergiyi tabana yayma
ve vergiyi artırıcı yönde hiçbir fayda sağlamayacağı gibi, bu durumun
kooperatiflerin dikey örgütlenmesini zayıflatarak kooperatiflerin
denetim sorununu daha da ağırlaştıracak ve kooperatifçiliğin gelişmesi
önünde önemli bir engel oluşturacaktır.
5. Ekonomik ve Sosyal Konseyde kooperatifler temsil edilmiyor.
6. Vergi Konseyinde kooperatifler temsil edilmiyor.
7. Devlet özellikle tarımsal alanda tek amaçlı kooperatif örgütlenmelerini
teşvik ediyor. Bu durum ülkemizde kooperatif türlerini çoğalttığı
için örgütlenme zorluğu yaratıyor ve güçlü kooperatif yapılarının
doğmasını önlüyor.
8. Hiç ihtiyaç yokken "Üretici Birlikleri" kurulmasına
ilişkin bir yasa çıkarıldı. Bu yasa kapsamında kurulan üretici birlikleri
Dernek statüsünde olmakla birlikte ticari işler yapıyorlar ve kooperatiflerin
faaliyet alanlarına (özellikle süt konusunda) giriyorlar. Bu durum
kargaşa yaratıyor ve çoğu yerde üretici birlikleri ile kooperatifler
mahkemeleşiyorlar.
9. Plan ve Bütçe Alt Komisyonunda görüşülmekte olan ve mortgage
diye adlandırılan Konut Finansmanı Yasa Tasarısına bir ekleme yapılarak
Konut Yapı Kooperatifi ortaklarının da bu sistemden yararlanması
sağlanmıştır. Bu Konut Yapı Kooperatifi ortakları için olumlu gelişmedir.
Ancak yapı kooperatifleri ortakları ile yap-sat'çıların müşterilerini
ayrı gözetmek daha yararlı olacaktır.
10. Hükümet her şeyi özelleştirirken konut yapımını devletleştirmektedir.
TOKİ'nin
mevcut uygulamaları Türkiye'nin konut sorununu çözmeyeceği gibi
kuruluş
amacına da aykırıdır. TOKİ'nin görevi konut yapımcısı her kuruluşu
konut üretim
sürecine sokmaktır.
Anayasanın konut hakkı başlıklı 57.maddesi; Devlete konut ihtiyacını
karşılayacak tedbirleri almak, ayrıca toplu konut teşebbüslerini
desteklemek görevlerini vermiştir.
Yine Anayasanın 171. maddesi; Devlete kooperatifçiliğin gelişmesini
sağlayacak tedbirleri alma görevi vermiştir.
2005 yılında sadece bir konut kooperatifine yeni kredi açıldığı
düşünülürse TOKİ'nin yaptığı uygulamalar kendi kuruluş amacına aykırı
olduğu gibi Anayasaya da aykırıdır.
11. Şeker pancarı ekim alanlarının daraltılması, tatlandırıcılar
için % 15 oranında kota
verilmesi (bu uygulama AB ülkelerinde % 4-5 dolaylarındadır.) pancar
şekeri sanayiimizin çöküşünü hazırlamaktadır.
Saygıyla arz ederim.
Muammer
NİKSARLI
Genel
Başkan
|