Türkiye
Milli Kooperatifler Birliği'nin Düzenlediği Kooperatifçilik
Kurultayı
Sonuç
Bildirgesi
(29
Haziran 2006, MEB Şura Salonu, Ankara)
Türkiye Milli Kooperatifler Birliği'nin ortak birlik temsilcilerinin,
kimi siyasal parti genel başkanlarının, milletvekili ve bürokratların,
bilim insanlarının, uygulayıcıların katılmasıyla gerçekleştirdiği
ve topluca Anıtkabir'e yapılan Atatürk'e saygı ve şikayet yürüyüşüyle
sonlandırılan Kooperatifçilik Kurultaylarından üçüncüsünde sunulan
bildiriler ve yapılan konuşmaların ışığında aşağıdaki görüş
ve önerilerin, ilgili ve yetkili kişi ve kuruluşlara, kamuoyunun
dikkatine sunulması kararlaştırılmıştır:
Üçüncü Kooperatif Kurultayı;
· Kooperatifçiliğin, dar ve yoksul kesimlerin temel gereksinmelerini
karşılamak üzere giriştikleri, karşılıklı yardımlaşma
ve dayanışma kuruluşları olarak üyelerinin benimsediği demokratiklik,
dürüstlük, gönüllülük ile topluma ve öbür insanlara
karşı sorumluluk duygusu gibi temel değerlere sahip
olduğu bir yaşam felsefesi ve biçimi olduğunu vurgulayarak,
· Kooperatifçiliğin ideolojik bir kılıfa sokulamayacağını, her
ülkenin siyasal rejimine göre oluştuğunu, bugün
en kapitalist ülkelerde, örneğin ABD'de, AB ülkelerinde bile,
kooperatiflerin ekonomide önemli katkıları bulunduğunu
dikkate alarak,
· Anayasamızın 57.,171. ve diğer ilgili maddeleri ışığında,
üretimin arttırılması ve tüketicilerin korunması
amacıyla kooperatiflerin, toplu konut girişimlerini devletin
desteklemesini öngörmesine karşın devletin son yıllarda
bu görevini yerine getirmediğini bilerek,
· Ayrıca, üyesi bulunduğumuz Uluslararası Çalışma Örgütü'nün
(ILO'nun) kooperatifçiliğin desteklenmesine ilişkin
193 sayılı kararında ülkemizin de imzasının bulunmasına, bu
kararın AB müktesebatının bir parçası olmasına karşın
bunun yaşama geçirilmesi için ilgili iki Bakanlığın ve sendikalarımızın
gerekeni yapmadığı gerçeğinden hareket ederek,
· Kooperatif üyesi motorlu taşıyıcıların örgütlenmesini köstekleyen,
onlara büyük mali yük getiren, holdinglerin tır
filolarının çıkarına yasal düzenlemenin küçük girişimci-esnaf
olan bu insanları çok zor duruma soktuğunu, yasa
önünde eşitlik ilkesinin çiğnendiğini belirterek,
· Tüketim kooperatiflerinin kamu işyerlerindeki etkinliklerini
yasaklandığını, buna karşın vakıf ya da başka adlar
altındaki örgütlere yer verildiğini gözlemleyerek,
· İlgili Bakanlıkların, yasanın öngördüğü Kooperatifçilik Danışma
Kurulunu yıllardır toplamadığını, buna karşılık,
1163 sayılı Kooperatifler yasasının değiştirilmesi hazırlıklarını
doğrudan sürdürmekte olduklarını, Sanayi ve Ticaret
Bakanlığı'nın (Internet) sitesinde, hazırlanan taslağı yayınlamakla
yetindiklerini dikkate alarak,
· Birçok ülkede Kooperatifler Bankası'nın önemli bir rol oynamasına
karşılık, ülkemizde küçük çiftçiyi desteklemek için
Ziraat Bankası'nın, Esnaf ve Sanatkarların kredi gereksinmesini
karşılamak için Halk Bankası'nın, konut kredisi
için Emlak Kredi Bankası'nın kurulduğunu, siyasetçilerin bunları
yanlış yöne sürükleyerek onların bu işlevlerini
yitirdiklerini, bu yüzden de tasfiye süreçlerine sokulduklarını
saptayarak,
· Kırsal alandaki üreticilerin kooperatifleri de IMF ve Dünya
Bankası gibi ulusüstü kuruluşların dayatmasıyla
belirlenen tarım politikaları yüzünden, üretimden uzaklaştırılma,
ürünlerini değerlendirememe durumuna düşürüldüğünü,
bu açıdan kooperatifler yerine desteklenen üretici birliklerinin
kolayca siyasal erkin güdümüne sokulabileceğini dikkate alarak,
· Gelişmiş ülkelerde her açıdan üreticiler ve kooperatifler
desteklenirken, ülkemizde destekleme alımlarının
kaldırıldığını, şeker pancarında olduğu gibi, kimi ürünlerde
kota sınırlamasına gidildiğini, bunun yerine çiftçiyi
üretimden alıkoyan ve adaletsizlikler doğuran "doğrudan
gelir desteği" gibi uygulamaların Türkiye tarımının
gerilemesine, hatta çökmesine neden olduğunu vurgulayarak,
· Şeker pancarı üretiminin kısılmasına karşılık, çiftçinin tohumunun
ABD ya da İsrail'den getirilen genetiğiyle oynanmış
mısır üretimine ağırlık verilerek, mısır nişastasına dayalı
tatlandırıcı üretilmesi yoluna gidilmesinin, Cargill
gibi yabancı ve işbirlikçisi yerli firmaların özendirildiği,
oysa, toprak ve iklim özellikleri nedeniyle Türkiye'nin
şeker pancarı için en uygun ülke olduğunu, üstelik şeker pancarından
bio-yakıt elde edilerek Türkiye'nin dışa bağımlı enerji politikasının
yükünü hafifletmek olanağı bulunduğunu anımsatarak,
· Özelleştirmelerde işletme ve üretim zorunluluğu getirilmediğinden,
hem üretimin durdurulduğunu, hem de rantı yüksek
olan yerlerde bulunan tesislerin, konut ve benzeri amaçlarla
kullanıldığını, üretim dışına çıkarıldığını, şeker
fabrikaları özelleştirmelerinin yaklaşık 1,5 milyon pancar ekicisinin
ailesinin mağduriyetine yol açacağı ve şeker fabrikalarında
çalışan 35 bin işçinin azaltılması sonucunu doğuracağını,
yaklaşık bir milyon ton kaçak şekerin ülkeye sokulduğunu üzüntüyle
gözlemleyerek,
· Kooperatiflerin ve ortaklarının, Fiskobirlik örneğinde olduğu
gibi, çeşitli nedenlerle cezalandırılmasını, her
yönden engellemelere gidilmesini kınarken üreticilerin dayanışmasının
bu türden yapay sınırlamaların aşılmasında olumlu
sonuçlar doğurabileceğini anımsatarak,
· Tarım, hayvancılık ve bu üretim dallarında çalışanların korunması
ile orman köylüsünün korunması da Anayasamızla güvence
altına alınmış olmakla birlikte siyasal iktidarların gerekli
duyarlılığı göstermediklerini bilerek,
· Amaç ve işlevleri değişik olmakla birlikte "Sanayi Siteleri
Yapı Kooperatifleri" ile "Toplu İşyeri Yapı Kooperatifleri"nin
de konut kooperatifleri gibi belli bir alanda proje bütünlüğü
içinde, kent imar planına uygun biçimde yapılar
ve toplumsal, fiziksel alt-yapılar üretmeleri açısından konut
yapı kooperatifleriyle benzerlikler taşıyan bir
kooperatif kesiminin, TOKİ'nin son yıllarda, ne konut ne de
sanayi ve işyeri kooperatiflerine donatılı arsa sağlama işlevini
yerine getirmediğini, böylece kuruluş yasasına aykırı
uygulamalara giriştiğini vurgulayarak,
· TOKİ'nin bunun yanında, yap-satçılık yaptığını, ürettirdiği
konutları pazarlamakta güçlük çektiğini, müteahhitlerinin
zorluklarla karşılaştığı için onlara fiyat farklarını ödeme,
ucuza demir ve çimento sağlama gibi kolaylıklar
sağlamak istediğini, kendi yaptırdığı yapılar için ilgili vergi
ve harçlardan istisna sağladığını, bunun eşitlik
ilkesiyle ve toplumsal konut politikasıyla bağdaşmadığını belirterek,
· Konut kooperatiflerinin karşılaştığı sorunların, sanayi siteleri
ve toplu işyerleri kooperatifleri için de geçerli
olduğunu belirterek,
AŞAĞIDAKİ SONUÇ, GÖRÜŞ VE ÖNERİLERE VARMIŞTIR:
1. Devlet, kooperatifçiliğin gelişmesi için, Anayasal görevlerini
yerine getirmeli; bu bağlamda, Milli Eğitim
Bakanlığı'nın her basamaktaki okullarında, halk eğitim merkezlerinde,
Üniversitelerde, kamu yayıncılığı yapan
TRT'de kooperatifçilik eğitimine ve uygulamasına gereken önemi
vermelidir. (AB'den alınan mali desteklerin
eğitime kaydırılması)
2. Bu konuda verilecek eğitim ile, birlikte iş yapma, birlikleşme
ya da güçbirliği yapma kültürü geliştirilmeli,
kooperatifçiliğin bir yaşam felsefesi ve biçimi olduğunun insanlarımızca
bilinmesi ve anlaşılması amaçlanmalıdır.
3. Eğitim amacıyla kooperatiflerin gelir artıklarından kesilen
ve hazineye gelir kaydedilen % 1'lik katkının
kooperatiflerin öz kaynağı olmasından dolayı, aynı amaçla TMKB'ne
verilmesi için yasal değişiklik yapılmalıdır.
4. İlgili bakanlıklar, kooperatiflerle ilgili yasa değişikliklerini
TMKB'i ile ortaklaşa bir çalışma sonucunda
belirlemelidir.
5. Devlet, kooperatifler bankası kurulması için gerekli önlemleri
almalı, destek çıkmalıdır.
6. Özelleştirme kapsamındaki şeker fabrikalarının rant konusu
olmaktan kurtarılması için özelleştirilmemesi,
özelleştirme zorunluysa, en uygun çözüm; şeker fabrikalarının
elden çıkarılması değil, bunların işletmesinin
pancar ekicileri kooperatiflerine devredilmesi, böylece 1.5
milyon pancar ekicisi ailenin yoksulluktan
kurtarılmasıdır.
7. Kooperatif kurulmasına, dağılmasına, tesciline ilişkin her
türlü işlemlerin Bakanlıklarca yürütülmesine
son verilmeli, bu yetkiler Türkiye Milli Kooperatifler Birliğine
devredilmeli, ilgili bakanlıklar eğitim
ve denetim işlevlerini etkin biçimde yerine getirmelidir.
8. Bağımsız bir kooperatifler yasası yürürlükteyken, yasadan
önceki dönemde olduğu gibi, kooperatiflerin
bugün de ticaret odalarına üye olmaları zorunluluğuna ilişkin
uygulamaya son verilmeli, kooperatifler
yasasına bağlı olduklarından kooperatifler sicilleri TMKB'ince
tutulmalıdır.
9. Kooperatifçilik hareketi, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Konseyinde
temsil edilmelidir.
10.Konut Müsteşarlığının kaldırılmasından ve Arsa Ofisi'nin
kendisine devredilmesinden, doğrudan başbakana
bağlanmasından sonra geniş yetkilerle donatılarak kamu yönetiminde
ayrıcalıklı bir konuma getirilen,
fakat toplumsal konut politikasından uzaklaşan TOKİ, orta sınıfın
örgütleri olan, talep
örgütlemedeki ve alt ve üst yapıların üretilmesindeki gücünü
kanıtlayan kooperatiflere yönelik
yasal görevlerini yerine getirmelidir.
11.Endüstriyel üretim yapan işletmelerin % 40 gibi önemli bir
bölümünü oluşturan küçük ve orta ölçekli
sanayi kuruluşlarının, hem sağlıklı kentsel gelişme, hem de
işsizliğe karşı çalışma fırsatları,endüstriyel
üretim olanakları yaratan meslek ve sanat işletmelerinin yerleşeceği
sitelerin yapılması için çalışan
Sanayi Sitesi ve Toplu İşyeri kooperatiflerinin ülke ekonomisine
özellikle işsizliğin azaltılmasında
önemli katkılar sağladıkları dikkate alınarak onlara arsa ve
kredi desteğinin sağlanması gereklidir.