09-12 MART 2006 MANAVGAT/ANTALYA KONGRESİ

KONUŞMA METİNLERİ ...

İBRAHİM DÖNMEZ


KONUT FİNANSMANINDA SON GELİŞMELER VE KONUT FİNANSMANI SİSTEMİNE İLİŞKİN KANUN TASARISI TASLAĞININ GETİRDİKLERİ

Konut finansman sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından teknik hazırlığı yapılmış ve Bakanlar Kurulu tarafından TBMM ne sevkedilmiş bulunmaktadır.
Konut finansman sistemi, tüketicilere sahip olacakları konutların ipoteğinin teminatı altında kredi veya finansal kiralama yoluyla kaynak kullandırılması süreçlerini kapsayan birinci piyasa ile tüketiciye kaynak kullandıran banka ve diğer kredi kurumlarının fon temin ettiği ikincil piyasaları kapsayan yapıyı tanımlamaktadır. Mortgage deyimi ise, bir gayrimenkulün satın alınması amacıyla belirli bir vadede (vadenin konut fiyatları dikkate alındığında katlanılabilir geri ödemelerle yapılabilmesi için uzun olması beklenmektedir) borç alınması ve borcun teminatı olarak gayrimenkul rehninin (ipotek) tesis edilmesini ifade etmektedir. Ancak, "mortgage" kavramı bu tanımdan farklı olarak ülkemizde sadece ipotek karşılığı borç almayı değil yukarıda anlatılan "konut finansman sistemi"nin tüm unsurlarını kavrayacak şekilde kullanılmaya başlamıştır.

Ülkemiz uzun yıllardır yüksek oranlı enflasyon, yüksek faiz ve ekonomik değişkenlerin volatilitesinin(oynaklık) yüksek olduğu ekonomik şartları uzun yıllar boyunca yaşamıştır.Yüksek enflasyon dönemlerinde uzun vadeli sözleşmeler yapmak mümkün olmamakta; oynaklık geleceğe yönelik belirsizlik yaratmakta,yüksek faiz ise borç geri ödemelerinin ancak yüksek gelir grupları tarafından yapılabilmesine yol açmaktadır.Dolayısıyla, uzun vadeli, güvenilir ve piyasa dinamikleriyle çalışan bir konut finansman sisteminin kurulabilmesi ve sürdürülebilirliği esas olarak kalıcı ekonomik istikrar, düşük enflasyon ve düşük faiz oranlarına bağlıdır.

Ancak son yıllarda ekonomik istikrar sağlanmış, enflasyon tek haneli oranlara düşmüş ve faiz oranları ciddi ölçülerde düşmüştür.Dolayısıyla ekonomik istikrarın sağlanması ve faizlerin önemli ölçüde düşme trendine girmesiyle birlikte konut kredilerinin artmaya başladığı gözlenmektedir. Nitekim 2004 sonu itibariyle konut kredilerinin milli gelire oranı binde 7 iken son durum itibariyle yüzde 2.5 seviyesine yükselmiştir. Ancak bu oran AB üyesi ülkelerde yüzde 45, ABD'de yüzde 53, AB'ye aday veya yeni üye ülkelerde yüzde 3-10 arasındadır.Bu karşılaştırmalı oranlar,ülkemizde kurumsal bir konut finansman sisteminin bulunmadığını gösterirken, diğer taraftan da gidilecek önemli bir yolumuz olduğunu da işaret etmektedir.

Elimizde bulunan bir diğer veri de ülkemizde her yıl 680 bin civarında yeni konut ihtiyacının olduğudur. Genç bir nüfus yapısına sahip olmamız, büyük şehirlere yönelen iç göçler ve haneye düşen nüfus sayısının göreli yüksekliği bu rakamı her yıl daha da büyütecek görünmektedir. Ancak konut finansman sisteminin büyüklüğünü sadece kaç kişinin konuta ihtiyacı olduğu değil, kaç kişinin katlanılabilir geri ödemelerle kredi alabileceği de belirlemektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, faiz oranlarının seviyesi katlanılabilir geri ödemeleri belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Diğer önemli bir unsur hane halkı gelirlerinin seviyesidir ve kredi geri ödemelerinin hanehalkı gelirinin genellikle yüzde 30-40 arasında olması hedeflenmektedir.Üçüncü önemli bir nokta ise kredi vadelerinin uzunluğudur. Veri bir faiz oranı ve hanehalkı geliri seviyesinde kredi vadelerinin uzaması daha çok tüketicinin krediye ulaşmasını sağlamaktadır.
Halihazırda kredi fonlaması mevduat kaynaklıdır ve mevduatın ortalama vadesinin de çok düşük olduğu bilinmektedir.Dolayısıyla mevcut bankacılık yapısı içinde gelecek yıllar için hem çok fazla kaynağa ihtiyacımız bulunmakta hem de bu kaynağın mevduat dışındaki araçlarla çok daha uzun vadeli olması gerekmektedir.
Konut finansman sistemine ilişkin tasarının temel amacı da bu noktada ortaya çıkmaktadır:Sistem, ekonomik şartlardaki iyileşme trendine bağlı olarak ,orta ve uzun vadede ihtiyacımız olan yeni ve uzun vadeli kaynakları temin edecek mekanizma, kurum ve araçları oluşturmakta; ayrıca tüketiciye kredinin verilmesinden kredinin fonlamasına kadar olan , gayrimenkul değerlemesi, tüketici hakları, rehnin paraya çevrilmesi gibi işlem ve süreçlerde etkinlik,kolaylık ve güvenilirlik sağlamayı amaçlamakta; ilave olarak da bazı vergi yüklerinin kaldırılmasıyla sistemin maliyetlerini ucuzlatmayı hedeflemektedir. Ancak konut finansmanı, konut sektörünün sadece bir boyutudur ve bu boyutta yapılacak düzenlemelerin konut sektöründeki tüm sorunları çözemeyeceği açıktır. Ülkemizde kaçak yapılaşma,niteliksiz konut üretimi,plansız kentleşme,kayıtdışılık, altyapılı arsa arzının yetersizliği, düşük gelir gruplarının nitelikli konutlara erişiminin güçlüğü gibi konut sektörünün pek çok problemi bulunmaktadır. Ayrıca iskan ruhsatı alınmasında da bazı süreçlerin geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır. Konut finansman sistemi doğrudan bu problemleri çözmeyi hedeflemez, ancak sistemin içindeki bazı mekanizmalar çözümü kolaylaştırıcı mahiyettedir.
Konut finansman sistemine ilişkin getirilen yenilikler ve değişiklikler ile tasarının ana hatları aşağıda özetlenmektedir.

1) Sermaye Piyasası Kanunu'nda Yapılan Değişiklikler
· Konut Finansmanı Tanımı: Sermaye Piyasası Kanunu'nda, diğer tüm kanunlara referans olmak üzere "konut finansmanı" tanımı yapılmıştır. Diğer kanunlarda yapılan değişiklikler bu kapsama giren kredi ve finansal kiralama işlemleri için uygulanacağından, bu tanım taslağın çekirdeğini oluşturmaktadır.
Taslakta yapılan "Konut Finansmanı" tanımı aşağıda sayılan işlemleri içermektedir.

1. Tamamlanmış Konutlar İçin Verilen Krediler: Yapı kullanma izni olan konutları satın almaları için ipotek karşılığında tüketicilere verilen kredileri kapsamaktadır. Satın alınan konutun yeni veya eski (kullanılmış) olması önemli değildir, yapı kullanma izni olması yeterlidir.

2. Tamamlanmış Konutların Finansal Kiralanması: Yapı kullanma izni olan konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması da konut finansmanı tanımına dahil edilmiştir. Bu durumda kira ödemeleri tamamlanan kadar evin mülkiyeti kiralayan kuruluşta kalmakta, tüm taksitler ödendiğinde mülkiyet tüketiciye geçirilmektedir.

3. Proje Kredileri: Konut finansmanı tanımı henüz proje veya inşaat halindeki konutların alınması için verilen kredileri de kapsamaktadır. Bu tür kredilerin de sisteme alınması yeni konut üretimini de teşvik ederek konut arzının artmasında önemli bir rol oynayacaktır.

4. Konut Teminatlı Krediler: Mevcut durumda konut sahibi olan ancak krediye ihtiyaç duyan kişilerin konutlarını ipotek vererek kullandıkları krediler de tanım kapsamında dahil edilmiştir. Böylece halihazırda konut sahibi olan kişiler konutlarını yenilemek ve güçlendirmek için ihtiyaç duydukları kaynağı da bu yolla sağlayabileceklerdir.

5. Yeniden Finansman Kredileri: Özellikle faiz oranlarının azalmakta olduğu piyasalarda mevcut bir krediyi ödemekte olan tüketiciler, daha düşük faizle yeni bir kredi alıp, mevcut kredilerini kapatabilmekte, böylece daha az faiz öder duruma gelebilmektedir. Bu durum konut finansmanı kapsamındaki krediler içinde geçerli olup, kapsam dahilindeki kredileri yeniden finansmanı için alınan krediler de yine kapsam dahiline alınmıştır.

Konut üreticilerine verilen krediler bu kapsamda değildir. Zaten "mortgage" tamamen bir tüketici kredisidir. Dolayısıyla kooperatif tüzel kişiliğinin bu madde kapsamına girmesi mümkün değildir. Bununla birlikte kooperatif üyeleri inşa halindeki konutlarının şahsileşmesi halinde tüketici vasfıyla, ,madde kapsamına girebilecektir.

· Konut Finansmanı Kuruluşları: Taslakta "Konut Finansmanı Kuruluşları" tanımı yapılmıştır. Bu tanım doğrudan tüketiciyle işlem yapan mali kuruluşların kimler olabileceğini belirlemektedir. Taslakta bu kuruluşlar bankalar (katılım bankaları dahil) ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından konut finansmanı faaliyetinde bulunması uygun görülen finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketleri olarak belirtilmiştir. Diğer taraftan, Sermaye Piyasası Kanunu'na eklenen bir geçici madde ile, finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketlerinin, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içerisinde konut finansmanı faaliyetinde bulunamayacakları hükme bağlanmıştır.

· İpotek Teminatlı Menkul Kıymetler (İTMK): İpotek teminatlı menkul kıymetler, yurtdışında ve özellikle Avrupa ülkelerinde "Covered Bond" ismi altında kredi kuruluşları tarafından yaygın olarak ihraç edilen bir tahvil türüdür. Kredi kuruluşu adi tahvil ihraç etmek yerine konut kredilerinden doğan alacaklarını teminat göstermekte ve bu sayede daha düşük faizle fon temin edebilmektedir. İpotek teminatlı menkul kıymetlerin daha düşük faizle ihraç edilebilmesi arkasındaki alacağa ve nihai olarak alacağında teminatı olan ipoteğe dayanmaktadır. İhraççı bankanın mali durumu bozulsa bile tüketicilerden gelen kredi geri ödemeleri öncelikle İTMK sahiplerinin alacaklarının ödenmesinde kullanılmaktadır. Tüketicilerin de geri ödemeleri yapamaması durumunda ise ipotekler paraya çevrilmekte ve İTMK sahiplerinin alacakları ödenmektedir.

İTMK'ların sağladığı güven nihai olarak ipoteğe dayanmakta olduğundan, İTMK'lara karşılık gösterilebilecek kredi alacaklarının da yapı kullanma izni almış konutlar üzerinde tesis edilen ipoteklerle teminat altına alınması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle proje kredileri konut tamamlanıp, yapı kullanma izni alınıp, ipotek tesis edilene kadar İTMK'lara karşılık gösterilemeyecektir.

· Varlık Teminatlı Menkul Kıymetler (VTMK): Sermaye Piyasası Kanunu'nda tanımlanan bir diğer menkul kıymet türü ise varlık teminatlı menkul kıymetlerdir. Kredi kuruluşları, proje kredileri de dahil olmak üzere ipotekli konut kredileri dışındaki alacaklarını teminat göstererek VTMK ihraç edebilecek ve ihtiyaç duydukları finansmanı sağlayabilecektir.

· Konut Finansmanı Fonları (KFF): Konut finansmanı fonları kredi verenlerin yada finansal kiralama yapanların, kredilerden yada finansal kiralama işlemlerinden kaynaklanan alacaklarını menkul kıymetleştirebilmeleri için tasarlanmış bir yapıdır. Konut finansman fonlarının oluşturulmasının amacı, ilgili varlıkların fon kurucusunun malvarlığından ayrılmasıdır ve paket halinde yatırımcılara satılabilmesidir. Böylece fon kurucusunun mali durumu bozulsa bile, alacaklar artık fona geçmiş olduğundan, yatırımcılar bu durumdan etkilenmeyecektir.

Yurtdışı uygulamalarında "trust" adı verilen yapı ülkemizde halen menkul kıymet yatırım fonlarında uygulanmakta olup, bu açıdan konut finansman fonları menkul kıymet yatırım fonlarına benzer bir şekilde tasarlanmıştır. Ancak, menkul kıymet yatırım fonları katılma belgesi ihraç ederken, konut finansman fonları tarafından ipoteğe dayalı menkul kıymetler ihraç edilecektir. Ayrıca, menkul kıymet yatırım fonlarından farklı olarak daha çok tahvil ve bono gibi sabit getirili menkul kıymetlere benzer bir şekilde, konut finansman fonu tarafından ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin vadeli ve kuponlu ihraç edilmesi ve borsalarda işlem görmesi söz konusu olabilecektir.

· Varlık Finansmanı Fonları (VFF): Varlık finansman fonları ise konut finansmanından kaynaklanan alacakların dışında kalan diğer alacaklar ve varlıklar için oluşturulabilecektir. Örneğin inşa halindeki konutlara verilen kredilerin VFF'ler üzerinden menkul kıymetleştirilmesi mümkün olabilecektir.

· İpotek Finansmanı Kuruluşları: İpotek finansmanı kuruluşları, doğrudan tüketiciye kredi veren kuruluşlara kaynak aktaracak ikincil piyasa kuruluşu olarak düzenlenmiştir. Sermaye Piyasası Kanuna eklenen madde ile ipotek finansmanı kuruluşları, "münhasıran konut finansmanından kaynaklanan alacakların devralınması, devredilmesi, devralınan alacaklardan oluşan varlıkların yönetimi ve alacakların teminat alınması suretiyle kaynak temini amacıyla kurulan, sermaye piyasası kurumu niteliğini haiz anonim ortaklıklar" şeklinde tanımlanmıştır. Söz konusu madde uyarınca, ipotek finansmanı kuruluşları likidite fonksiyonunun yanı sıra kredi portföylerini devralarak menkul kıymet ihraç edebileceklerdir.

· Gayrimenkul Değerlemesi: Gayrimenkul değerlemesi konut finansman sisteminde iki farklı süreçte ihtiyaç duyulan bir hizmettir. İlk olarak kredinin açılması aşamasında ilgili gayrimenkulün değerinin doğru bir şekilde tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Kredinin ödenmemesi halinde ilgili gayrimenkul satılarak alacak tahsil edilmektedir. Gayrimenkul değerinin doğru belirlenmesi, ödenmeme riskinde kredi verenin elindeki teminata güvenebilmesi ve alacağını tahsil edebileceğinden emin olabilmesi için büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, taslakta kredi açılması ve finansal kiralama sözleşmelerinin imzalanması aşamasında konut değerlemesinin bu alanda yetkili kişi ve kuruluşlar tarafından yapılmasının Sermaye Piyasası Kurulu tarafından zorunlu tutulabileceği öngörülmüştür. Söz konusu kişi ve kurumlara ilişkin şartları belirlemek ve bu şartlara uyan kişi ve kurumları listeler halinde ilan etme yetkisi Sermaye Piyasası Kuruluna verilmektedir.

Gayrimenkul değerlemesine ihtiyaç duyulan ikinci süreç ise takip aşamasıdır. Ödenmeyen ve takibe geçilen bir kredide ilgili gayrimenkulün satışı için ihaleye çıkılması öncesinde kıymet takdiri yapılmakta ve bu değerin doğru belirlenmesi ihale ve satış sürecinde büyük önem taşımaktadır. Gayrimenkulün tespit edilen değeri İcra ve İflas Kanunu uyarınca satışta ulaşılması gereken asgari tutarı belirlemekte, ayrıca bu değerin doğru belirlenmemesine karşı borçluya tanınan şikâyet hakkı yeniden değerleme yapılmasına yol açarak süreci uzatabilmektedir. Taslakta, kıymet takdirlerinin Sermaye Piyasası Kurulu tarafından listeye alınmış şirketler veya Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine göre lisans almış kişiler tarafından yapılması öngörülmüştür. Böylece verilen hizmetin kalitesi artacak, kıymet takdirine itirazlar azalacak, takip süreci kısalacak ve konut finansman sistemine olan güven artacaktır. Ancak ülke genelinde gerekli nitelikleri haiz gayrimenkul değerleme uzmanlarının yetişmesi, mesleğin örgütlenmesi ve ihtiyaçlara cevap verebilecek düzeye gelmesi için İcra İflas Kanunu'nda yapılan değişiklikle 3 yıllık bir geçiş süreci öngörülmüştür. Geçiş süreci içerisinde, söz konusu kıymet takdirinin, gerekli nitelikleri taşıyarak sermaye piyasası mevzuatı uyarınca gayrimenkul değerleme faaliyeti konusunda yetki almış kişi ve kuruluşların yanı sıra, diğer uzman bilirkişileri tarafından da yapılabilmesine imkân tanınmıştır.

Bu sebeplerle değerleme uzmanlığı faaliyetinin yaygınlaşabileceği öngörülerek, mesleki gelişmenin sağlanabilmesi, değerleme ilke ve kurallarının belirlenmesi, standartların oluşturulması ve lisanslamaya ilişkin faaliyetlerin tamamının veya bir kısmının yürütülebilmesi amacıyla, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği düzenlenmiş ve gayrimenkul değerleme uzmanlığı lisansına sahip olanların bu birliğe üye olmaları zorunlu tutulmuştur.

2) İcra ve İflas Kanunu'nda Yapılan Değişiklikler
Konut kredilerinin en önemli özelliği, kredinin teminatını oluşturan gayrimenkul rehnidir. Kredi verenin, borç geri ödemelerinin yapılmaması halinde ortaya çıkan kredi riskini düşürmesinin en önemli yolu, gayrimenkul rehninin kısa sürede paraya çevrilebilmesidir. Rehnin paraya çevrilmesinin çok uzaması veya imkansız hale gelmesi kredi maliyetlerini etkileyen unsurlardan biridir. Bundan dolayı İcra ve İflas Kanununda yapılması tasarlanan değişikliklerle rehnin paraya çevrilmesindeki gecikmeler ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

3) Tüketiciyi Koruma Kanunu'nda Yapılan Değişiklikler
· Değişken Faizli Krediler: Konut kredileri ile sınırlı olarak sabit faizle borçlanma zorunluluğu kaldırılarak, konut kredilerinde endekse göre değişen faiz oranına imkan tanınmaktadır. Değişken faizle kredi verilebilmesi kredi verenlerin risk yönetimini kolaylaştıracak ve bunun sonucunda vadelerin uzaması ve geri ödeme taksitlerinin azalması sağlanacaktır. Tüketiciler, sabit veya değişken faizli kredi seçenekleri arasında tercih yapma imkânına sahip olacaklardır.

· Erken Ödeme Ücreti: Sabit faiz oranı içeren kredi ve finansal kiralama sözleşmelerinde kalan anaparanın %2'sine kadar erken ödeme ücreti alınmasına imkan tanınmaktadır. Borcun erken ödenmesi durumunda, gerekli faiz ve komisyon indirilerek erken ödeme tarihinde ödenmesi gereken anapara tutarı hesaplanarak, bu tutarın yüzde ikisine kadar erken ödeme ücreti tahsil edebileceklerdir. Bu değişiklikle, sabit faiz oranı içeren sözleşmelerde, tüketicilerin piyasadaki gelişmelere göre sözleşmelerini kapatıp yeni bir sözleşme yaparak elde edeceği kar ile konut finansmanı kuruluşunun bu işlemden göreceği zararın dengelenmesi amaçlanmıştır. Değişken faiz oranı içeren kredi ve finansal kiralama sözleşmelerinde ise erken ödeme ücreti uygulanması mümkün olmayacaktır.

· Bağlı Kredilendirilen Konutlarda Teslim ve Ayıp Sorumluluğu: Mevcut haliyle Tüketici Koruma Kanunu'nda, belirli bir konutun satın alınması için kredi verilmesi (bağlı kredi) durumunda, konutun hiç veya zamanında teslim edilmemesi halinde, kredi veren kuruluş tüketiciye karşı satıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuş bulunmaktadır. Kredi veren düşük tutarda bir kredi vermiş olsa dahi müteselsil sorumluluk konutun değerinin tamamını kapsamaktadır. Diğer taraftan belirli bir konutun satın alınması için kredi verilmesi durumunda, konutta bir ayıp olması halinde de kredi veren kuruluş tüketiciye karşı satıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuş bulunmaktadır. Bu sorumluluk teslim tarihinden itibaren 5 yıl devam etmektedir ve kredi veren daha düşük tutarda bir kredi vermiş olsa dahi konutun değerinin tamamından sorumludur.
Bu hali ile kredi verenlere yüklenen sorumluluklar nedeniyle kredi verenler inşaat firmaları ile ortak bir satış yapmaktan kaçınmaktadır. Yapılan değişiklikle, kredi verenin malın teslim edilmemesi durumunda kullandırdığı kredi kadar, konutun ayıplı olması halinde ise yine verdiği kredi kadar ve 1 yıl süre ile satıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olması öngörülmektedir. Söz konusu kredilerin devrolması halinde dahi bu sorumluluk devam edecek olup, krediyi devralan kuruluşun sorumluluğu bulunmayacaktır. Kredi verenlerin sorumluluğuna getirilen bu sınırlama ile kredi verenler taşıdıkları riskleri ölçebilecek ve inşaat şirketleri ile ortak projeler yürütebilecektir. Bu değişiklik ile planlı konut üretiminin artması söz konusu olabilecektir.

· Sözleşme Öncesi Bilgi Formu: Konut kredilerinde kredi kuruluşları tüketiciye sözleşmeyi imzalamadan "Sözleşme Öncesi Bilgi Formu" vermekle yükümlü tutulmaktadır. Bu sayede, sözleşmeye ilişkin genel bilgiler verilerek tüketiciye teklifi kabul edip etmeme serbestisi tanınmıştır.

4) Finansal Kiralama Kanunu'nda Yapılan Değişiklikler
· Tüketicilerin konut edinmesine veya yatırımlara finansman sağlayan finansal kiralama sözleşmelerinde kiracının, kiracılık sıfatını ve/veya sözleşmeden doğan hak ve/veya yükümlülüklerini, kiralayandan yazılı izin alınması ve kiracılık sıfatının ve/veya sözleşmedeki hak ve yükümlülüklerin devrine ilişkin sözleşmenin yapılması şartıyla devredebilmesine imkan tanınmıştır.

· Ayrıca, konut finansmanı kapsamında yapılan finansal kiralama işlemlerinde, finansal kiralama sözleşmesinde hüküm bulunmak kaydıyla kiracı, finansal kiralama konusu konuttaki zilyedliğini bir başkasına devredebilir.

5) Vergi Kanunlarında Yapılan Değişiklikler
· Kurumlar Vergisi Kanunu: Yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarında olduğu gibi, konut finansman fonları ve varlık finansman fonlarının kazançları da kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur

· Gelir Vergisi Kanunu: Menkul kıymet yatırım fonları ve ortaklıklarında olduğu gibi, konut finansman fonları ve varlık finansman fonlarının Kurumlar Vergisinden istisna edilmiş olan portföy kazançları da, 1/1/2006'da yürürlüğe girecek olan yeni vergi düzenlemesi uyarınca % 15 oranında vergi tevkifatına tâbi olacaktır.
İpotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçları ile varlık teminatlı menkul kıymetlerin alış ve satış bedelleri, itfası halinde alış bedeli ile itfa bedeli ve dönemsel getirileri üzerinden, 1/1/2006'da yürürlüğe girecek olan yeni vergi düzenlemesi uyarınca %15 oranında vergi tevkifatı yapılacaktır.

· Gider Vergileri Kanunu: Bankalar, sigorta şirketleri ve emeklilik şirketlerine paralel olarak, ipotek finansmanı kuruluşlarının kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin itibarî değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu kendi lehlerine kalan paralar Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV)'nden istisna tutulmuştur.

Yapılan yeni düzenleme ile ipotek finansmanı kuruluşlarının, konut finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, konut finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler nedeniyle lehe aldıkları paralar (Ör: Kredi taksit ödemeleri) BSMV'den istisna tutulmuştur.

· Harçlar Kanunu: Harçlar Kanunu'nda yer alan tapu kadastro harçlarından müstesna tutulan işlemler kapsamına, konut finansman kuruluşları ve ipotek finansmanı kuruluşları tarafından konut finansmanı kapsamında tesis olunacak ipotek işlemleri ve konut finansmanı amacıyla yapılacak finansal kiralamalarda kiralanan konutların kiracıya devri de eklenmiştir.

İpotek finansmanı kuruluşlarına devredilen alacakların takibinde, ihalenin feshi taleplerinin, takip sürecinin geciktirilmesi amacıyla keyfi bir şekilde kullanılmasının önlenmesi ve paraya çevirme sürecinin kısaltılarak daha sağlıklı işlemesinin sağlanması amacıyla; konut finansmanından kaynaklanan alacakların takibinde, ihalenin feshi talepleri ile ilgili olarak esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, düşük tutarlı maktu harç yerine, binde ellidört oranında karar ve ilam harcı alınması öngörülmüştür.

· Damga Vergisi Kanunu: Sigorta ve emeklilik şirketleri ile emeklilik yatırım fonlarında olduğu gibi, ipotek finansmanı kuruluşları ile konut finansmanı fonlarının kuruluş dâhil her türlü işlemleri ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden istisna edilen kâğıtlar kapsamına dâhil edilmiştir.

Yapılan yeni düzenleme ile konut finansmanı kuruluşlarının konut finansmanı işlemleri ile ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden istisna tutulmuştur.

 

 
 


 




©Türkiye Milli Kooperatifler Birliği 2005. 
Her Hakkı Saklıdır.