|
İBRAHİM DÖNMEZ
KONUT FİNANSMANINDA SON GELİŞMELER VE KONUT FİNANSMANI
SİSTEMİNE İLİŞKİN KANUN TASARISI TASLAĞININ GETİRDİKLERİ
Konut finansman sistemine ilişkin çeşitli kanunlarda değişiklik
yapılmasına dair kanun tasarısı, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından
teknik hazırlığı yapılmış ve Bakanlar Kurulu tarafından TBMM ne
sevkedilmiş bulunmaktadır.
Konut finansman sistemi, tüketicilere sahip olacakları konutların
ipoteğinin teminatı altında kredi veya finansal kiralama yoluyla
kaynak kullandırılması süreçlerini kapsayan birinci piyasa ile tüketiciye
kaynak kullandıran banka ve diğer kredi kurumlarının fon temin ettiği
ikincil piyasaları kapsayan yapıyı tanımlamaktadır. Mortgage deyimi
ise, bir gayrimenkulün satın alınması amacıyla belirli bir vadede
(vadenin konut fiyatları dikkate alındığında katlanılabilir geri
ödemelerle yapılabilmesi için uzun olması beklenmektedir) borç alınması
ve borcun teminatı olarak gayrimenkul rehninin (ipotek) tesis edilmesini
ifade etmektedir. Ancak, "mortgage" kavramı bu tanımdan
farklı olarak ülkemizde sadece ipotek karşılığı borç almayı değil
yukarıda anlatılan "konut finansman sistemi"nin tüm unsurlarını
kavrayacak şekilde kullanılmaya başlamıştır.
Ülkemiz uzun yıllardır yüksek oranlı enflasyon, yüksek faiz ve
ekonomik değişkenlerin volatilitesinin(oynaklık) yüksek olduğu ekonomik
şartları uzun yıllar boyunca yaşamıştır.Yüksek enflasyon dönemlerinde
uzun vadeli sözleşmeler yapmak mümkün olmamakta; oynaklık geleceğe
yönelik belirsizlik yaratmakta,yüksek faiz ise borç geri ödemelerinin
ancak yüksek gelir grupları tarafından yapılabilmesine yol açmaktadır.Dolayısıyla,
uzun vadeli, güvenilir ve piyasa dinamikleriyle çalışan bir konut
finansman sisteminin kurulabilmesi ve sürdürülebilirliği esas olarak
kalıcı ekonomik istikrar, düşük enflasyon ve düşük faiz oranlarına
bağlıdır.
Ancak son yıllarda ekonomik istikrar sağlanmış, enflasyon tek haneli
oranlara düşmüş ve faiz oranları ciddi ölçülerde düşmüştür.Dolayısıyla
ekonomik istikrarın sağlanması ve faizlerin önemli ölçüde düşme
trendine girmesiyle birlikte konut kredilerinin artmaya başladığı
gözlenmektedir. Nitekim 2004 sonu itibariyle konut kredilerinin
milli gelire oranı binde 7 iken son durum itibariyle yüzde 2.5 seviyesine
yükselmiştir. Ancak bu oran AB üyesi ülkelerde yüzde 45, ABD'de
yüzde 53, AB'ye aday veya yeni üye ülkelerde yüzde 3-10 arasındadır.Bu
karşılaştırmalı oranlar,ülkemizde kurumsal bir konut finansman sisteminin
bulunmadığını gösterirken, diğer taraftan da gidilecek önemli bir
yolumuz olduğunu da işaret etmektedir.
Elimizde bulunan bir diğer veri de ülkemizde her yıl 680 bin civarında
yeni konut ihtiyacının olduğudur. Genç bir nüfus yapısına sahip
olmamız, büyük şehirlere yönelen iç göçler ve haneye düşen nüfus
sayısının göreli yüksekliği bu rakamı her yıl daha da büyütecek
görünmektedir. Ancak konut finansman sisteminin büyüklüğünü sadece
kaç kişinin konuta ihtiyacı olduğu değil, kaç kişinin katlanılabilir
geri ödemelerle kredi alabileceği de belirlemektedir. Yukarıda da
belirtildiği üzere, faiz oranlarının seviyesi katlanılabilir geri
ödemeleri belirleyen en önemli unsurlardan biridir. Diğer önemli
bir unsur hane halkı gelirlerinin seviyesidir ve kredi geri ödemelerinin
hanehalkı gelirinin genellikle yüzde 30-40 arasında olması hedeflenmektedir.Üçüncü
önemli bir nokta ise kredi vadelerinin uzunluğudur. Veri bir faiz
oranı ve hanehalkı geliri seviyesinde kredi vadelerinin uzaması
daha çok tüketicinin krediye ulaşmasını sağlamaktadır.
Halihazırda kredi fonlaması mevduat kaynaklıdır ve mevduatın ortalama
vadesinin de çok düşük olduğu bilinmektedir.Dolayısıyla mevcut bankacılık
yapısı içinde gelecek yıllar için hem çok fazla kaynağa ihtiyacımız
bulunmakta hem de bu kaynağın mevduat dışındaki araçlarla çok daha
uzun vadeli olması gerekmektedir.
Konut finansman sistemine ilişkin tasarının temel amacı da bu noktada
ortaya çıkmaktadır:Sistem, ekonomik şartlardaki iyileşme trendine
bağlı olarak ,orta ve uzun vadede ihtiyacımız olan yeni ve uzun
vadeli kaynakları temin edecek mekanizma, kurum ve araçları oluşturmakta;
ayrıca tüketiciye kredinin verilmesinden kredinin fonlamasına kadar
olan , gayrimenkul değerlemesi, tüketici hakları, rehnin paraya
çevrilmesi gibi işlem ve süreçlerde etkinlik,kolaylık ve güvenilirlik
sağlamayı amaçlamakta; ilave olarak da bazı vergi yüklerinin kaldırılmasıyla
sistemin maliyetlerini ucuzlatmayı hedeflemektedir. Ancak konut
finansmanı, konut sektörünün sadece bir boyutudur ve bu boyutta
yapılacak düzenlemelerin konut sektöründeki tüm sorunları çözemeyeceği
açıktır. Ülkemizde kaçak yapılaşma,niteliksiz konut üretimi,plansız
kentleşme,kayıtdışılık, altyapılı arsa arzının yetersizliği, düşük
gelir gruplarının nitelikli konutlara erişiminin güçlüğü gibi konut
sektörünün pek çok problemi bulunmaktadır. Ayrıca iskan ruhsatı
alınmasında da bazı süreçlerin geliştirilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.
Konut finansman sistemi doğrudan bu problemleri çözmeyi hedeflemez,
ancak sistemin içindeki bazı mekanizmalar çözümü kolaylaştırıcı
mahiyettedir.
Konut finansman sistemine ilişkin getirilen yenilikler ve değişiklikler
ile tasarının ana hatları aşağıda özetlenmektedir.
1) Sermaye Piyasası Kanunu'nda Yapılan Değişiklikler
· Konut Finansmanı Tanımı: Sermaye Piyasası Kanunu'nda, diğer tüm
kanunlara referans olmak üzere "konut finansmanı" tanımı
yapılmıştır. Diğer kanunlarda yapılan değişiklikler bu kapsama giren
kredi ve finansal kiralama işlemleri için uygulanacağından, bu tanım
taslağın çekirdeğini oluşturmaktadır.
Taslakta yapılan "Konut Finansmanı" tanımı aşağıda sayılan
işlemleri içermektedir.
1. Tamamlanmış Konutlar İçin Verilen Krediler: Yapı kullanma izni
olan konutları satın almaları için ipotek karşılığında tüketicilere
verilen kredileri kapsamaktadır. Satın alınan konutun yeni veya
eski (kullanılmış) olması önemli değildir, yapı kullanma izni olması
yeterlidir.
2. Tamamlanmış Konutların Finansal Kiralanması: Yapı kullanma izni
olan konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması
da konut finansmanı tanımına dahil edilmiştir. Bu durumda kira ödemeleri
tamamlanan kadar evin mülkiyeti kiralayan kuruluşta kalmakta, tüm
taksitler ödendiğinde mülkiyet tüketiciye geçirilmektedir.
3. Proje Kredileri: Konut finansmanı tanımı henüz proje veya inşaat
halindeki konutların alınması için verilen kredileri de kapsamaktadır.
Bu tür kredilerin de sisteme alınması yeni konut üretimini de teşvik
ederek konut arzının artmasında önemli bir rol oynayacaktır.
4. Konut Teminatlı Krediler: Mevcut durumda konut sahibi olan ancak
krediye ihtiyaç duyan kişilerin konutlarını ipotek vererek kullandıkları
krediler de tanım kapsamında dahil edilmiştir. Böylece halihazırda
konut sahibi olan kişiler konutlarını yenilemek ve güçlendirmek
için ihtiyaç duydukları kaynağı da bu yolla sağlayabileceklerdir.
5. Yeniden Finansman Kredileri: Özellikle faiz oranlarının azalmakta
olduğu piyasalarda mevcut bir krediyi ödemekte olan tüketiciler,
daha düşük faizle yeni bir kredi alıp, mevcut kredilerini kapatabilmekte,
böylece daha az faiz öder duruma gelebilmektedir. Bu durum konut
finansmanı kapsamındaki krediler içinde geçerli olup, kapsam dahilindeki
kredileri yeniden finansmanı için alınan krediler de yine kapsam
dahiline alınmıştır.
Konut üreticilerine verilen krediler bu kapsamda değildir. Zaten
"mortgage" tamamen bir tüketici kredisidir. Dolayısıyla
kooperatif tüzel kişiliğinin bu madde kapsamına girmesi mümkün değildir.
Bununla birlikte kooperatif üyeleri inşa halindeki konutlarının
şahsileşmesi halinde tüketici vasfıyla, ,madde kapsamına girebilecektir.
· Konut Finansmanı Kuruluşları: Taslakta "Konut Finansmanı
Kuruluşları" tanımı yapılmıştır. Bu tanım doğrudan tüketiciyle
işlem yapan mali kuruluşların kimler olabileceğini belirlemektedir.
Taslakta bu kuruluşlar bankalar (katılım bankaları dahil) ile Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından konut finansmanı faaliyetinde
bulunması uygun görülen finansal kiralama şirketleri ve finansman
şirketleri olarak belirtilmiştir. Diğer taraftan, Sermaye Piyasası
Kanunu'na eklenen bir geçici madde ile, finansal kiralama şirketleri
ve finansman şirketlerinin, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren
iki yıl içerisinde konut finansmanı faaliyetinde bulunamayacakları
hükme bağlanmıştır.
· İpotek Teminatlı Menkul Kıymetler (İTMK): İpotek teminatlı menkul
kıymetler, yurtdışında ve özellikle Avrupa ülkelerinde "Covered
Bond" ismi altında kredi kuruluşları tarafından yaygın olarak
ihraç edilen bir tahvil türüdür. Kredi kuruluşu adi tahvil ihraç
etmek yerine konut kredilerinden doğan alacaklarını teminat göstermekte
ve bu sayede daha düşük faizle fon temin edebilmektedir. İpotek
teminatlı menkul kıymetlerin daha düşük faizle ihraç edilebilmesi
arkasındaki alacağa ve nihai olarak alacağında teminatı olan ipoteğe
dayanmaktadır. İhraççı bankanın mali durumu bozulsa bile tüketicilerden
gelen kredi geri ödemeleri öncelikle İTMK sahiplerinin alacaklarının
ödenmesinde kullanılmaktadır. Tüketicilerin de geri ödemeleri yapamaması
durumunda ise ipotekler paraya çevrilmekte ve İTMK sahiplerinin
alacakları ödenmektedir.
İTMK'ların sağladığı güven nihai olarak ipoteğe dayanmakta olduğundan,
İTMK'lara karşılık gösterilebilecek kredi alacaklarının da yapı
kullanma izni almış konutlar üzerinde tesis edilen ipoteklerle teminat
altına alınması büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle proje kredileri
konut tamamlanıp, yapı kullanma izni alınıp, ipotek tesis edilene
kadar İTMK'lara karşılık gösterilemeyecektir.
· Varlık Teminatlı Menkul Kıymetler (VTMK): Sermaye Piyasası Kanunu'nda
tanımlanan bir diğer menkul kıymet türü ise varlık teminatlı menkul
kıymetlerdir. Kredi kuruluşları, proje kredileri de dahil olmak
üzere ipotekli konut kredileri dışındaki alacaklarını teminat göstererek
VTMK ihraç edebilecek ve ihtiyaç duydukları finansmanı sağlayabilecektir.
· Konut Finansmanı Fonları (KFF): Konut finansmanı fonları kredi
verenlerin yada finansal kiralama yapanların, kredilerden yada finansal
kiralama işlemlerinden kaynaklanan alacaklarını menkul kıymetleştirebilmeleri
için tasarlanmış bir yapıdır. Konut finansman fonlarının oluşturulmasının
amacı, ilgili varlıkların fon kurucusunun malvarlığından ayrılmasıdır
ve paket halinde yatırımcılara satılabilmesidir. Böylece fon kurucusunun
mali durumu bozulsa bile, alacaklar artık fona geçmiş olduğundan,
yatırımcılar bu durumdan etkilenmeyecektir.
Yurtdışı uygulamalarında "trust" adı verilen yapı ülkemizde
halen menkul kıymet yatırım fonlarında uygulanmakta olup, bu açıdan
konut finansman fonları menkul kıymet yatırım fonlarına benzer bir
şekilde tasarlanmıştır. Ancak, menkul kıymet yatırım fonları katılma
belgesi ihraç ederken, konut finansman fonları tarafından ipoteğe
dayalı menkul kıymetler ihraç edilecektir. Ayrıca, menkul kıymet
yatırım fonlarından farklı olarak daha çok tahvil ve bono gibi sabit
getirili menkul kıymetlere benzer bir şekilde, konut finansman fonu
tarafından ihraç edilen ipoteğe dayalı menkul kıymetlerin vadeli
ve kuponlu ihraç edilmesi ve borsalarda işlem görmesi söz konusu
olabilecektir.
· Varlık Finansmanı Fonları (VFF): Varlık finansman fonları ise
konut finansmanından kaynaklanan alacakların dışında kalan diğer
alacaklar ve varlıklar için oluşturulabilecektir. Örneğin inşa halindeki
konutlara verilen kredilerin VFF'ler üzerinden menkul kıymetleştirilmesi
mümkün olabilecektir.
· İpotek Finansmanı Kuruluşları: İpotek finansmanı kuruluşları,
doğrudan tüketiciye kredi veren kuruluşlara kaynak aktaracak ikincil
piyasa kuruluşu olarak düzenlenmiştir. Sermaye Piyasası Kanuna eklenen
madde ile ipotek finansmanı kuruluşları, "münhasıran konut
finansmanından kaynaklanan alacakların devralınması, devredilmesi,
devralınan alacaklardan oluşan varlıkların yönetimi ve alacakların
teminat alınması suretiyle kaynak temini amacıyla kurulan, sermaye
piyasası kurumu niteliğini haiz anonim ortaklıklar" şeklinde
tanımlanmıştır. Söz konusu madde uyarınca, ipotek finansmanı kuruluşları
likidite fonksiyonunun yanı sıra kredi portföylerini devralarak
menkul kıymet ihraç edebileceklerdir.
· Gayrimenkul Değerlemesi: Gayrimenkul değerlemesi konut finansman
sisteminde iki farklı süreçte ihtiyaç duyulan bir hizmettir. İlk
olarak kredinin açılması aşamasında ilgili gayrimenkulün değerinin
doğru bir şekilde tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Kredinin
ödenmemesi halinde ilgili gayrimenkul satılarak alacak tahsil edilmektedir.
Gayrimenkul değerinin doğru belirlenmesi, ödenmeme riskinde kredi
verenin elindeki teminata güvenebilmesi ve alacağını tahsil edebileceğinden
emin olabilmesi için büyük önem taşımaktadır. Bu doğrultuda, taslakta
kredi açılması ve finansal kiralama sözleşmelerinin imzalanması
aşamasında konut değerlemesinin bu alanda yetkili kişi ve kuruluşlar
tarafından yapılmasının Sermaye Piyasası Kurulu tarafından zorunlu
tutulabileceği öngörülmüştür. Söz konusu kişi ve kurumlara ilişkin
şartları belirlemek ve bu şartlara uyan kişi ve kurumları listeler
halinde ilan etme yetkisi Sermaye Piyasası Kuruluna verilmektedir.
Gayrimenkul değerlemesine ihtiyaç duyulan ikinci süreç ise takip
aşamasıdır. Ödenmeyen ve takibe geçilen bir kredide ilgili gayrimenkulün
satışı için ihaleye çıkılması öncesinde kıymet takdiri yapılmakta
ve bu değerin doğru belirlenmesi ihale ve satış sürecinde büyük
önem taşımaktadır. Gayrimenkulün tespit edilen değeri İcra ve İflas
Kanunu uyarınca satışta ulaşılması gereken asgari tutarı belirlemekte,
ayrıca bu değerin doğru belirlenmemesine karşı borçluya tanınan
şikâyet hakkı yeniden değerleme yapılmasına yol açarak süreci uzatabilmektedir.
Taslakta, kıymet takdirlerinin Sermaye Piyasası Kurulu tarafından
listeye alınmış şirketler veya Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine
göre lisans almış kişiler tarafından yapılması öngörülmüştür. Böylece
verilen hizmetin kalitesi artacak, kıymet takdirine itirazlar azalacak,
takip süreci kısalacak ve konut finansman sistemine olan güven artacaktır.
Ancak ülke genelinde gerekli nitelikleri haiz gayrimenkul değerleme
uzmanlarının yetişmesi, mesleğin örgütlenmesi ve ihtiyaçlara cevap
verebilecek düzeye gelmesi için İcra İflas Kanunu'nda yapılan değişiklikle
3 yıllık bir geçiş süreci öngörülmüştür. Geçiş süreci içerisinde,
söz konusu kıymet takdirinin, gerekli nitelikleri taşıyarak sermaye
piyasası mevzuatı uyarınca gayrimenkul değerleme faaliyeti konusunda
yetki almış kişi ve kuruluşların yanı sıra, diğer uzman bilirkişileri
tarafından da yapılabilmesine imkân tanınmıştır.
Bu sebeplerle değerleme uzmanlığı faaliyetinin yaygınlaşabileceği
öngörülerek, mesleki gelişmenin sağlanabilmesi, değerleme ilke ve
kurallarının belirlenmesi, standartların oluşturulması ve lisanslamaya
ilişkin faaliyetlerin tamamının veya bir kısmının yürütülebilmesi
amacıyla, Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği düzenlenmiş ve gayrimenkul
değerleme uzmanlığı lisansına sahip olanların bu birliğe üye olmaları
zorunlu tutulmuştur.
2) İcra ve İflas Kanunu'nda Yapılan Değişiklikler
Konut kredilerinin en önemli özelliği, kredinin teminatını oluşturan
gayrimenkul rehnidir. Kredi verenin, borç geri ödemelerinin yapılmaması
halinde ortaya çıkan kredi riskini düşürmesinin en önemli yolu,
gayrimenkul rehninin kısa sürede paraya çevrilebilmesidir. Rehnin
paraya çevrilmesinin çok uzaması veya imkansız hale gelmesi kredi
maliyetlerini etkileyen unsurlardan biridir. Bundan dolayı İcra
ve İflas Kanununda yapılması tasarlanan değişikliklerle rehnin paraya
çevrilmesindeki gecikmeler ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.
3) Tüketiciyi Koruma Kanunu'nda Yapılan Değişiklikler
· Değişken Faizli Krediler: Konut kredileri ile sınırlı olarak sabit
faizle borçlanma zorunluluğu kaldırılarak, konut kredilerinde endekse
göre değişen faiz oranına imkan tanınmaktadır. Değişken faizle kredi
verilebilmesi kredi verenlerin risk yönetimini kolaylaştıracak ve
bunun sonucunda vadelerin uzaması ve geri ödeme taksitlerinin azalması
sağlanacaktır. Tüketiciler, sabit veya değişken faizli kredi seçenekleri
arasında tercih yapma imkânına sahip olacaklardır.
· Erken Ödeme Ücreti: Sabit faiz oranı içeren kredi ve finansal
kiralama sözleşmelerinde kalan anaparanın %2'sine kadar erken ödeme
ücreti alınmasına imkan tanınmaktadır. Borcun erken ödenmesi durumunda,
gerekli faiz ve komisyon indirilerek erken ödeme tarihinde ödenmesi
gereken anapara tutarı hesaplanarak, bu tutarın yüzde ikisine kadar
erken ödeme ücreti tahsil edebileceklerdir. Bu değişiklikle, sabit
faiz oranı içeren sözleşmelerde, tüketicilerin piyasadaki gelişmelere
göre sözleşmelerini kapatıp yeni bir sözleşme yaparak elde edeceği
kar ile konut finansmanı kuruluşunun bu işlemden göreceği zararın
dengelenmesi amaçlanmıştır. Değişken faiz oranı içeren kredi ve
finansal kiralama sözleşmelerinde ise erken ödeme ücreti uygulanması
mümkün olmayacaktır.
· Bağlı Kredilendirilen Konutlarda Teslim ve Ayıp Sorumluluğu:
Mevcut haliyle Tüketici Koruma Kanunu'nda, belirli bir konutun satın
alınması için kredi verilmesi (bağlı kredi) durumunda, konutun hiç
veya zamanında teslim edilmemesi halinde, kredi veren kuruluş tüketiciye
karşı satıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuş bulunmaktadır.
Kredi veren düşük tutarda bir kredi vermiş olsa dahi müteselsil
sorumluluk konutun değerinin tamamını kapsamaktadır. Diğer taraftan
belirli bir konutun satın alınması için kredi verilmesi durumunda,
konutta bir ayıp olması halinde de kredi veren kuruluş tüketiciye
karşı satıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulmuş bulunmaktadır.
Bu sorumluluk teslim tarihinden itibaren 5 yıl devam etmektedir
ve kredi veren daha düşük tutarda bir kredi vermiş olsa dahi konutun
değerinin tamamından sorumludur.
Bu hali ile kredi verenlere yüklenen sorumluluklar nedeniyle kredi
verenler inşaat firmaları ile ortak bir satış yapmaktan kaçınmaktadır.
Yapılan değişiklikle, kredi verenin malın teslim edilmemesi durumunda
kullandırdığı kredi kadar, konutun ayıplı olması halinde ise yine
verdiği kredi kadar ve 1 yıl süre ile satıcı ile birlikte müteselsilen
sorumlu olması öngörülmektedir. Söz konusu kredilerin devrolması
halinde dahi bu sorumluluk devam edecek olup, krediyi devralan kuruluşun
sorumluluğu bulunmayacaktır. Kredi verenlerin sorumluluğuna getirilen
bu sınırlama ile kredi verenler taşıdıkları riskleri ölçebilecek
ve inşaat şirketleri ile ortak projeler yürütebilecektir. Bu değişiklik
ile planlı konut üretiminin artması söz konusu olabilecektir.
· Sözleşme Öncesi Bilgi Formu: Konut kredilerinde kredi kuruluşları
tüketiciye sözleşmeyi imzalamadan "Sözleşme Öncesi Bilgi Formu"
vermekle yükümlü tutulmaktadır. Bu sayede, sözleşmeye ilişkin genel
bilgiler verilerek tüketiciye teklifi kabul edip etmeme serbestisi
tanınmıştır.
4) Finansal Kiralama Kanunu'nda Yapılan Değişiklikler
· Tüketicilerin konut edinmesine veya yatırımlara finansman sağlayan
finansal kiralama sözleşmelerinde kiracının, kiracılık sıfatını
ve/veya sözleşmeden doğan hak ve/veya yükümlülüklerini, kiralayandan
yazılı izin alınması ve kiracılık sıfatının ve/veya sözleşmedeki
hak ve yükümlülüklerin devrine ilişkin sözleşmenin yapılması şartıyla
devredebilmesine imkan tanınmıştır.
· Ayrıca, konut finansmanı kapsamında yapılan finansal kiralama
işlemlerinde, finansal kiralama sözleşmesinde hüküm bulunmak kaydıyla
kiracı, finansal kiralama konusu konuttaki zilyedliğini bir başkasına
devredebilir.
5) Vergi Kanunlarında Yapılan Değişiklikler
· Kurumlar Vergisi Kanunu: Yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarında
olduğu gibi, konut finansman fonları ve varlık finansman fonlarının
kazançları da kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur
· Gelir Vergisi Kanunu: Menkul kıymet yatırım fonları ve ortaklıklarında
olduğu gibi, konut finansman fonları ve varlık finansman fonlarının
Kurumlar Vergisinden istisna edilmiş olan portföy kazançları da,
1/1/2006'da yürürlüğe girecek olan yeni vergi düzenlemesi uyarınca
% 15 oranında vergi tevkifatına tâbi olacaktır.
İpotek finansmanı kuruluşları ve konut finansmanı kuruluşları tarafından
ihraç edilen ipotekli sermaye piyasası araçları ile varlık teminatlı
menkul kıymetlerin alış ve satış bedelleri, itfası halinde alış
bedeli ile itfa bedeli ve dönemsel getirileri üzerinden, 1/1/2006'da
yürürlüğe girecek olan yeni vergi düzenlemesi uyarınca %15 oranında
vergi tevkifatı yapılacaktır.
· Gider Vergileri Kanunu: Bankalar, sigorta şirketleri ve emeklilik
şirketlerine paralel olarak, ipotek finansmanı kuruluşlarının kuruluşlarında
veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin
itibarî değerlerinin üzerinde elden çıkarılması sonucu kendi lehlerine
kalan paralar Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV)'nden istisna
tutulmuştur.
Yapılan yeni düzenleme ile ipotek finansmanı kuruluşlarının, konut
finansmanı kuruluşlarının ve konut finansmanı fonlarının, konut
finansmanı kapsamında yaptıkları tüm işlemler nedeniyle lehe aldıkları
paralar (Ör: Kredi taksit ödemeleri) BSMV'den istisna tutulmuştur.
· Harçlar Kanunu: Harçlar Kanunu'nda yer alan tapu kadastro harçlarından
müstesna tutulan işlemler kapsamına, konut finansman kuruluşları
ve ipotek finansmanı kuruluşları tarafından konut finansmanı kapsamında
tesis olunacak ipotek işlemleri ve konut finansmanı amacıyla yapılacak
finansal kiralamalarda kiralanan konutların kiracıya devri de eklenmiştir.
İpotek finansmanı kuruluşlarına devredilen alacakların takibinde,
ihalenin feshi taleplerinin, takip sürecinin geciktirilmesi amacıyla
keyfi bir şekilde kullanılmasının önlenmesi ve paraya çevirme sürecinin
kısaltılarak daha sağlıklı işlemesinin sağlanması amacıyla; konut
finansmanından kaynaklanan alacakların takibinde, ihalenin feshi
talepleri ile ilgili olarak esas hakkında karar verilmesi halinde
hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, düşük tutarlı
maktu harç yerine, binde ellidört oranında karar ve ilam harcı alınması
öngörülmüştür.
· Damga Vergisi Kanunu: Sigorta ve emeklilik şirketleri ile emeklilik
yatırım fonlarında olduğu gibi, ipotek finansmanı kuruluşları ile
konut finansmanı fonlarının kuruluş dâhil her türlü işlemleri ilgili
olarak düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden istisna edilen kâğıtlar
kapsamına dâhil edilmiştir.
Yapılan yeni düzenleme ile konut finansmanı kuruluşlarının konut
finansmanı işlemleri ile ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar damga
vergisinden istisna tutulmuştur.
|