09-12 MART 2006 MANAVGAT/ANTALYA KONGRESİ

KONUŞMA METİNLERİ ...

 

DR.HAGEN HENRY

Türk Kooperatif Kanunu ve Uluslararası Kooperatif Kanunu
- Avrupa Birliği Hukukuna özel vurgulamalar yaparak -


Hagen H e n r ÿ
tarafından

 

İçindekiler
I Giriş
II Uluslararası Kooperatif Kanunu ve Avrupa Birliği Kooperatif Kanunu

1. Uluslararası ve Avrupa Birliği Kooperatif Kanunu Kaynakları
a) Uluslararası Kooperatif Kanunu kaynakları
b) Avrupa Birliği Kooperatif Kanunu kaynakları
aa) Avrupa Kooperatifleri Tüzüğü hakkındaki Avrupa Birliği Konsey Tüzüğü
bb) Avrupa'daki kooperatiflerin teşviki üzerine Komisyondan Konseye ve Avrupa Parlementosuna, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesine ve Bölgeler Komitesine yapılan Tebliğ
2. Uluslararası ve Avrupa Kooperatif Kanunu ana muhteviyatı (içerikleri)
III Uluslararası Kooperatif Kanunu ve Avrupa Birliği Kooperatif Kanunu ile karşılaştırıldığında Türk Kooperatif Kanunu (1163 sayılı)
1. Uyarı
2. Genel
a) Tanım
b) Devletin rolü
c) Dikey kooperatif örgütleri
d) Tartışma için ek maddeler
3. Maddeler halinde özet yorumlar
IV Sonuç

 

I Giriş
Türkiye'deki kooperatif kanunu reformuna yeni bir boyut katan, yalnızca Türkiye Cumhuriyetinin Avrupa Birliğine erişim süreci üzerine yapılan müzakereler değildir. Aslında bu kanun reformunun, genel anlamda dünya çapında kanunları birbirleriyle uyumlu hale getirme, özel anlamda ise ekonomik faaliyetleri düzenleme eğilimleri çerçevesinde görülmesi gerekmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti için uluslararası kooperatif kanunu bağlayıcı olduğundan, Avrupa Birliği kooperatif kanununun dikkate alınması, bu hukuki soruyu daha fazla karmaşık hale getirmektedir. AB'nin müzakere edilemez olarak gördüğü kooperatif kanununa ilişkin Topluluk Müktesebatı örn.: hükümler külliyatı (corpus of rules), Avrupa Kooperatifleri Tüzüğü hakkındaki Avrupa Birliği Konsey Tüzüğü ile sınırlı değildir. Bu topluluk müktesebatı, AB'nin kooperatif kanunu ile ilgili olan tüm resmi belgelerinden oluşmakta, ancak bununla sınırlı kalmayarak özellikle, Komisyonun Avrupada'ki kooperatif topluluklarının teşvikine ilişkin 2003 yılı tebliğinden oluşmaktadır.

Dünya çapında sayısız ülkede kooperatif politikası ve mevzuatı ile ilgili faaliyetlere katılmış olmam ve Türkiye Cumhuriyetinde yapılan ancak daha sınırlı olarak katıldığım reform görüşmelerine dayanarak, kooperatiflere uygulanabilecek olan uluslararası ve bölgesel kanunların farklı tabakalarının çerçevesi içerisine 1163 sayılı Türkiye Kooperatifleri Kanununun yerleştirilmesi görevini üstlenebileceğim.

II Uluslararası ve Avrupa Birliği Kooperatif Kanunu
1. Uluslararası ve Avrupa Birliği Kooperatif Kanunu kaynakları
a) Uluslararası kooperatif kanunu kaynakları
Uluslararası kooperatif kanunu uluslararası hukuki belgelerden oluşmuş veya elde edilmiş olabilir ve özellikle aşağıdaki belgeler kullanılarak;

- 1995 Uluslararası Kooperatifler Birliği'nin kooperatif kimliği Bildirisi (Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) Bildirisi)
- Kooperatiflerin kalkınması için destekleyici bir çevrenin oluşturulmasını amaçlayan Birleşmiş Milletler 2001 Yılı Esasları (BM Esasları) ve
- Kooperatiflerin teşvikine yönelik ILO'nun (Uluslararası Çalışma Örgütü) 193 sayılı Tavsiye Kararı (ILO Tavsiye Kararı)
oluşturulmuş/elde edilmiştir.

Eğer daha önce olmuş ise de, bu hukuki belgelerin hukuksal normlar olmadığı görüşü savunulabilir değildir, çünkü ICA Bildirisinde de belirtildiği üzere kooperatifin tanımı kooperatif değerleri ve ilkeleri ILO Tavsiye Kararının ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır (bkz. Para. 2., 3. ve Ek); Birleşmiş Milletler Esasları "kooperatif değerleri ve ilkeleri" ne göndermede bulunmaktır (bkz. Para. 4) ve ILO Tavsiye Kararı kooperatiflerle ilgili bağlayıcı İnsan Hakları belgelerini somutlaştırmaktadır.

Bu hukuki belgelerin uluslararası kooperatif kanununun özünü oluşturduğuna ikna olmayan kişiler, onların en azından örfi (alışılagelmiş) uluslararası kooperatif kanununu oluşturduğunun farkında olmalıdır. Kooperatif değer ve ilkelerinin kooperatifçiler tarafından uygulanmasının ve belirli gerçeklerin kooperatif değer ve ilkelerini yansıtıyor olarak tanınınıp tanınmamasına karar vermek durumunda olan kişilerce düşünülüyor olmasının uzun bir geçmişi vardır. Bu değer ve ilkelerin koruyucusu olan ICA, dünya çapındaki en büyük sivil toplum örgütüdür. 110 yılı aşkın bir süredir kooperatif kalkınmaya olan apolitik ve ideolojik olmayan yaklaşımı, tüm çevrelerce tanınmasına ve saygı görmesine katkı sağlamıştır.

b) Avrupa Birliği Kooperatif Kanunu Kaynakları
aa) Avrupa Kooperatifleri Tüzüğü hakkındaki Avrupa Birliği Konsey Tüzüğü
Avrupa Kooperatifleri Tüzüğü hakkındaki Avrupa Birliği Konsey Tüzüğünün Türkiye'deki kanun koyucu ile ilişkisi, bu tüzüğün uygulanmasının kapsamı ile tanımlanmaktadır. Düzenlemenin 2. maddesi uyarınca, bu düzenleme en az 2 Avrupa Birliği üyesi ülkede yerleşik olarak ikamet eden kurucu üyelerin oluşturduğu kooperatiflere uygulanabilir. Bu nedenle, tüzüğün Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki kooperatif mevzuatları ile doğrudan ilişkisi yoktur.

Bununla birlikte, kooperatif kanunu ile ilgili olan topluluk müktesebatı bu tüzük ile sınırlı değildir.

bb) Avrupa'daki kooperatiflerin teşviki üzerine Komisyondan Konseye ve Avrupa Parlementosuna, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesine ve Bölgeler Komitesine yapılan Tebliğ

Ne Konsey Tüzüğünün kendisi, ne de Tüzük ile birlikte 2003 yılında Avrupa'daki kooperatiflerin teşviki üzerine Komisyondan Konseye ve Avrupa Parlementosuna, Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesine ve Bölgeler Komitesine yapılan Tebliğ kooperatif kanunu ile ilgili topluluk müktesebatını oluşturmaktadır. Bununla birlikte Tebliğ oldukça kapsamlı bir metindir, Avrupa Birliği Konseyinin Tüzüğü benimsemesinden kısa süre önce çıkarılmıştır ve Komisyonun kooperatiflerle ilgili konulardaki görüşünü temsil eden en son resmi yazıdır. Bu nedenle yetki taşımaktadır.

Tebliğin 3.2.4. paragrafı şöyle demektedir: "Komisyon, üyesi olan ülkeleri, kooperatifleri yöneten ulusal düzenlemeleri hazırlarlarken, yukarıda vurgulanan Tavsiyenin (ILO 193 sayılı Tavsiye Kararı) "tanım, değerler ve kooperatif ilkeleri"ni rehber almaya fakat aynı zamanda kooperatiflerin modern ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için yeterince esnek olmaya davet eder…". Bir çok durumda Tebliğ ya kooperatif değer ve ilkelerine atıfta bulunur veya gerçek kooperatiflerin temel özelliklerini açıklar.
(Komisyon) Üye ülkelerin kooperatif mevzuatlarını birbirlerine yakınlaştırma amacını güderken, kooperatif değer ve ilkeleri Komisyona rehberlik edecektir. Dolayısıyla, bunlar (kooperatif değer ve ilkeleri) kanun koyucular için en azından yarı bağlayıcıdır.

Tebliğin, Konsey Tüzüğü ile mukayesesi ortaya çıkmaktadır, ancak, söylenenlerden ikincisi (tüzük) Tebliğin belirlediği standartlardan belli sayıda sapmaya izin vermektedir. Daha önce ifade edildiği üzere, bu durumun kanun koyucunun uyacağı standartlar üzerinde doğrudan bir etkisi yoktur çünkü Konsey Tüzüğünün sınır ötesi kooperatiflere ancak ve ancak kooperatifçilerin bu yönde bir talebi olması sonucu uygulanabilmesi mümkündür, ancak Konsey Tüzüğü Avrupa Birliğinin kendisinin ve üye ülkelerinin, uluslararası standartlarla uyumlu iken neye müsade edebileceklerinin, bir göstergesi olarak yorumlanmalıdır.

Bir yandan Konsey Tüzüğü kendi Considerata'sı ve aynı zamanda metni içerisinde kooperatif değer ve ilkelerini kanuna çevirmektedir (tercüme etmektedir). Diğer yandan bu değer ve ilkelerden bazı sapmalara izin vermekte/ihtiyaç duymaktadır, örneğin,

- farklı hak ve yükümlülükleri olan farklı üye kategorileri (Madde 4, 1.;5.4.)
- sermaye katkısına bağlı olmadığı sürece, sınırlandırılmış olan birden fazla oy kullanma hakkı (Madde 59,2)
- yatırımcı (kullanıcı olmayan) üyeler (Considerata (9); Madde 14, 1.) , sınırlı bir şekilde, kurulda görev alabilen üyeler (Madde 42, 2.) ve denetleme konseyi (Madde 39, 3.), sermaye fazlası (ihtiyat akçesi - surplus) dağılımında yer alabilen ve oy verme hakkı bulunan (%25'i geçmemek üzere, Madde 59, 3.)
- sektörel toplantılar (Madde 63)
- minimum hisse sermayesi (Madde 3, 2.)
- üyelere ait olmayan sınırsız sayıda iş (Madde 1, 4.)
- rezervlerin kapitalizasyonu ve yeni hisselerin eski sermaye içerisindeki paylarıyla orantılı olarak üyelere tahsisi (Madde 4, 8.) ve
- oy hakları olmadan, tahvillerin (senetlerin) (hisseler dışında) veya üyeler yada üye olmayanlar için borç senetlerinin ihracı, bununla birlikte (Madde 64, 1.)
- gerçek kooperatif hisselerinden ziyade, anonim şirket hisselerine benzeyecek olan Avrupa Kooperatifleri hisselerinin doğası.

Konsey Tüzüğü kooperatif değer ve ilkelerinden mevcut sapmaları böylelikle onaylamaktadır. Bu durum Avrupa'daki farklılık gösteren kooperatif mevzuatları arasındaki rekabetçi dengesizlikleri güçlendirecektir.Çok geçmeden bunlar uyumlu bir hale gelecektir. Komisyon, Tebliğinde kendisini şu şekilde değerlendirmektedir "….Gelecekteki mevzuat için bir referans haline gelen (Konsey) Tüzüğünün, özellikle yeni ve aday ülkelerde dolaylı ve kademeli bir uyumlulaştırma etkisi bulunmaktadır…"
Sapmaları yansıtan eğilim böylece devam edecektir. Consideratası ve Tüzüğün kendisinin içerisinde, birkaç kez Tüzük kooperatiflerin farklı yapılarını vurgulamaktadır.

2. Uluslararası Kooperatif Kanunu ve Avrupa Kooperatif Kanunu Temel İçerikleri
Hangi kooperatif mevzuatlarının değerlendirilebileceği temeli üzerine kurulan bir takım standartların oluşumuna olanak sağlayan uluslararası kooperatif kanunu ve topluluk müktesebatı içerisinde bazı ortak öğeler bulunmaktadır, şöyle ki:

- kooperatifler için ortak bir tanım

- kooperatif kalkınma içerisinde destekleyici ama müdahaleci olmayan devletin rolü

- ICA ilkelerinin tanınması

- kooperatiflerin (ve üyelerinin) diğer ticari kuruluşlar ile eşit bir zeminde görülmesi (davranılması) görevi ve, bununla ilişkili olarak,

- kooperatiflerin yapısal farklılıklarının devam ettirilmesi görevi.

- Bu standartların hukuki kurallar olmadığının vurgulanması gerekir. Daha ziyade hukuki prensipler olarak anlaşılmalıdır. Tek bir prensip ihlalinin verilen hükümlerin (varılan yargıların) geneli üzerinde etkili olduğu bir yerde, sonuçlara varmadan önce sapmaların kombine etkileri içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

III Uluslararası Kooperatif Kanunu ve Avrupa Birliği Kooperatif Kanunu ile karşılaştırıldığında Türk Kooperatif Kanunu (1163 sayılı)
1. Uyarı
Daha önce bahsedilen kısıtlamalara ek olarak, aşağıdaki uyarıların yapılması gereklidir:

- elde edilen bulgular 1163 sayılı Kanunun İngilizce versiyonuna dayanmaktadır

- yapılan analiz Türk Hukuk Sistemi içeriğini bir bütün olarak ele almamaktadır

- analizde Türkiye ve Avrupa Birliği üye ülkeleri arasındaki sosyo-politik, sosyo-ekonomik ve tarihe dayalı farklılıklar gözardı edilmiştir

- yorumlar kritik temel noktalar üzerine yoğunlaşmaktadır. Bu durum hiç bir suretle tümüyle olumsuz bir değerlendirmeymiş gibi yorumlanmamalıdır. Yalnızca kanunun uluslararası ve Avrupa Birliği standartlarına daha da fazla yakınlaştırılması anlamında geliştirilmesine katkıda bulunmayı ifade etmektedir.

2. Genel
a) Tanım (Madde 1): 1163 sayılı Kanunun 1. maddesinde yer aldığı şekliyle, kooperatiflerin tanımı, kooperatiflerin girişimci (işletme) yönüne atıfta bulunmamaktadır. Bu yön günümüzde evrensel olarak tanınan kooperatifler tanımı içerisinde vurgulanmaktadır.
İfade edildiği üzere (resmi olarak) Türk Ticaret Kanunu kooperatifleri ticari ve pratikte işletme olarak çalıştırılan ortaklıklar (topluluklar - societies) olarak tanımlamaktadır. Büyük bir çoğunluğu bu şekilde çalışmamakta, bununla birlikte, pozitif ekonomik sonuçlar üretmektedir.

Tanımın önemi aşırı vurgulanmamalıdır. Tanım kooperatifler konseptini yansıtmakta, böylece, onların başarısında kesin bir faktör olmakta ve kanunun içeriğini önceden belirlemektedir.

Örneğin böylece, kapitalizasyon konusu bu tanımla ilişki kurmaktadır. Ne tür bir dış fonlama hayal edilirse edilsin (Türk Hükümeti kanun içerisine yeni finansman araçlarını dahil etmeyi düşünebilir), bu durum kendi kendini finansman mekanizmaları (üye hisseleri, üye ek hisseleri ve rezerv fonu) işlemediği sürece pozitif sonuçlar üretemeyen kooperatif nedeniyle gerçekleşmeyecektir ve kısmen bunun nedeni kooperatiflerin amaçlarına ticari işletmeler gibi ulaşan yapılar olmadığının düşünülmesidir.

Görünüşe bakılırsa "Kooperatiflerin kar amaçlı örgütler olmama karakteri onların kar elde etmeyen kuruluşlar olduğu anlamına gelir" şeklinde genel bir düşünce söz konusudur. Bu düşüncenin yeniden gözden geçirilmesi gereklidir. Kapitalist şirketler (büyük ölçüde anonim şirketler) ve kooperatifler arasındaki fark, ilkinin bir ticari işletme olması, ikincisinin ise olmaması değildir, aradaki fark sonuçların nasıl üretildiği ve dağıtıldığı konusunda ortaya çıkmaktadır.

b) Devletin rolü
Kooperatiflerin geliştirilmesine Türk Devletinin müdahil olması Anayasaya (Constitution) dayanmaktadır. Kooperatiflerin Anayasa tarafından tanınması olumlu bir yön olmakla birlikte, Anayasa bu konuda devletin varlığının ne şekilde olacağını önceden tanımlamamaktadır.
Devletin rolünün gözden geçirilmesi gereken bir çok yönü bulunmaktadır. Uluslararası standartlarla aynı doğrultuda olarak, amaç devletin rolünün tescil, iptal ve normatif (kurallar dikkate alınarak) kontrollere indirgenmesi ve kooperatiflere devlet desteğinin yeniden ele alınmasıdır.

Tescil/İptale ilişkin konular:

- kayıt öncesinde bağımsız bir kurumca yapılan fizibilite çalışması

- aktif olmayan kooperatiflerin (dormant) feshi, tasfiyesi ve sicilden silinmesi gerekir.

Normatif kontrol güçlerine (yetkilerine) ilişkin konular:

- devletin gözetim/denetim fonksiyonu ile teşvikleyici fonksiyonu arasındaki ilişki

- kooperatiflere tanınan imtiyazların (olumlu ayırım) "artıları" ve "eksikleri"

- kooperatiflerin yıllık genel kurullarına devlet temsilcilerinin katılımı. Bu gücün etkin kullanımı ülkedeki kooperatif sayısına bağlı olarak rasyonel olmayabilir. Bu katılım normatif kontrolü aşmasa dahi (bkz. Madde 87), kooperatiflerin özerkliğini ihlal edebilir. Yalnızca üyeler genel kurulda yer alabilir. Ayrıca kooperatiflerin devlet temsilcilerinin katılımı için ücret ödemeleri gerekmektedir, bkz. Madde 87. Söylendiği üzere devlet, diğer ticari örgütler düşünüldüğünde aynı güce sahiptir. Gerekli devlet denetimi diğer anlamlarda uygulanabilir, örneğin rapor alınarak (örneğin genel kurulda, denetleme raporu), ve kooperatif ile dikey kooperatif yapıların kendi kendini denetleme mekanizmalarının güçlendirerek.

- denetim nihai olarak özel denetçiler tarafından yada üst düzey kuruluşlar tarafından yapılmalıdır

- cezai müeyyideler: Müeyyideler, etkin olabilmeleri açısından, ülkenin ihtiyaçlarını ve koşullarını yansıtmalıdır. Ancak birçok maddede kanun aracılığıyla "hapis ve para cezaları"ndan bahsetmek yanlış bir intiba edinilmesine yol açacaktır. Müeyyide kurallarını kanunun en sonunda özetlemek kafi gelebilir. Devlet aynı zamanda kanunla uyumluluğu sağlayabilmek amacıyla idari tedbirlerden daha fazla yararlanılmasını düşünebilir, örn. yapılan yanlışları en azından kısmen suç kapsamı dışında bırakabilir, örneğin hatalı davranışı kooperatifi sicil kaydından silmekle - en son durumda - tehdit ederek cezalandırabilir.

c) Dikey kooperatif örgütler

Devletin sahip olduğu güçler, kooperatif akımın kendisini içinde bulduğu durum yeterince dikkate alınmadan, (yeniden) hesaba katılmayabilir.
Kooperatiflerin ve üst örgütlerinin kendi sorumluluklarını almayı ve kendi kendilerini denetlemeyi etkin bir şekilde yerine getirememesi durumunda, devletin üstlenmesi gereken rol, kooperatiflerin kendi işlerini görebildiği durumda üstleneceği role göre daha müdahaleci olmalıdır. Halen devlet tarafından kullanılan bazı yetkileri üyelere vererek başlamak, kooperatiflerdeki kendi kendini denetleme mekanizmalarını güçlendirecektir.
Bu münasebetle, kanun koyucu kooperatiflerde denetleyici bir komitenin kurulmasını sağlamayı düşünebilir. Denetim komitesi, yönetim kurulunu etkin bir şekilde kontrol eden mini bir genel kurulmuş gibi görülebilir.

Dikey kooperatif örgütler şu anda kanun tarafından kooperatif olarak tanımlanmaktadır. Eğer kooperatiflerin tanımı yukarıda önerildiği gibi değiştirilecek olsa idi, örn. "ticari işletme" (enterprise) öğesininin tanıma dahil edilmesi, bu kuruluşların tümünde ekonomik faaliyetler olmadığı sürece, hukuki konseptin yeniden ele alınması gerekecekti.
Bu kuruluşlarca üyelere verilecek olan hizmetlerin listesi daha kapsamlı yapılabilir ve üyelik aidatlarının bu amaçlarla kullanımı kanun içerisinde zorunlu hale getirilebilir.

d) Tartışma için ek maddeler
- birim kooperatiflerdeki üye tüzel kişilerin avantajları ve dezavantajları
- modern finansman araçları
- delege toplantıları
- dikey kooperatif örgütlerde mecburi üyelik
- bağımsız ve kalifiye denetçiler tarafından etkin, içerde ve dışarda satın alınabilir, kooperatife özgü denetim ve tavsiyeler,
- tüm paydaşlar için işlevsel eğitim ve öğrenim programları: Kooperatif üyelerinin haklarını kullanabilir ve görevlerini yerine getirebilir hale getirilmesi gerekmektedir. Kurul üyeleri ve yönetimin profesyönelleşmesi gereklidir. Çalışanların ve devlet memurlarının eğitilmesi gereklidir. Eğitim Türkiye'nin içerisindeki başarılı modellerin çalışılmasını da kapsamalıdır.

3. Maddeler halinde özet yorumlar
(aşağıda yer alan yorumlar neredeyse 2005 yılı görevi sırasında yapılanlar ile hemen hemen aynıdır. Bkz. Görev Raporu, 15 Şubat 2005)
Madde 4,9 ve bir çok yerde : Hiç bir hükümün yıllık bilançonun zarar göstermesi durumunda benimsenecek çözümü düzenlemediği görülmektedir.

Madde 5, 4: Bir kooperatifin bir başka biçime ("form"a) ayrılma/bölünme ve dönüşümü düzenlenmemiştir.

Madde 10 geri çekilme özgürlüğü durumunda ihlal edilebilir.
Madde 16: Acil durumlarda yönetim kurulu tarafından görevden alınma

Madde 19: Muhtemelen, iş yapar halden çözülmeye geçildiği anda, kooperatif oluşmaktadır.

Madde 28: Kooperatif bir tüzel kişilik olduğundan, ana sözleşmenin kooperatifin sorumluluğunu büyük ölçüde nasıl değiştirebildiği açık değildir.

30 ve 31. Maddeler: İki madde arasındaki fark nedir?

Madde 45: Hükümetin müdahil olduğu düşünüldüğünde, bkz. Yukarıdaki yorum.

Madde 53, 1: Üyelere işaret eden metin boyunca kullanılan "Paydaşlar" terimi "ortaklar" teriminden farklı mıdır?

Madde 54: "İlgili bakanlık temsilcisi" nin var olmasına gelince, bkz. Devletin müdahil olması ile ilgili yorum

Madde 55: Kooperatiflerdeki en üst karar verme organı genel kurul olduğundan, bkz. Madde 42, yönetim kurulu yalnızca yasayı ve ana sözleşmeyi izlemek zorunda değildir, aynı zamanda genel kurul kararlarının da izlenmesi gereklidir.
Bu durumun genel kurul, yönetim kurulu ve yönetim arasındaki güçler ayrılığı kapsamında görülmesi gerekir ki, bu onların herbirinin etkin bir şekilde fonksiyonlarını yerine getirebilmesini sağlar.

Madde 55: En az 3 kurul üyesi, az sayıda üyesi olan (en az 7) kooperatifler açısından çok yüksek olabilir.

Article 65: Denetime gelince, üstteki yoruma bakınız.

Article 67: Denetçilerin genel kurulda oy vermesine izin verilmeli midir?

Article 72: Bir birliğin kurulması için gereken en az 7 (ortak) sayısı çok yüksek olabilir.
Hangi birliklerin kurulması gerektiği ve her idari birimde bulunması gereken birlik sayısı belirlenen gerekçe yeniden ele alınmalıdır.

Madde 73'de ve birçok yerde: "Üst kuruluşlar" bu kanunla kooperatif olarak tanımlanmaktadır. Böylece teknik olarak, herhangi biri genel anlamda bu kanunun tüm bu kuruluşlara mümkün olduğunca uygulanabilir olduğunu ifade edebileceğini düşünebilir. Bu, gereksiz tekrarları engelleyecektir. Aynı zamanda Bkz. Dikey kooperatiflerle ilgili yukarıda yapılan açıklamalar.

Madde 80: Güçler ve bu kurulun finansmanı ?

Madde 84, 11: Farklılaşan mali yükümlülükler ile farklı üye sınıfları oluşturmanın riski?

Madde 96: Devlet (ileride) 1163 sayılı Kanun ile 96. Madde de sıralanan kanunları birleştirmeyi düşünmek isteyebilir.
AB deneyimleri göstermektedir ki, kooperatif kanunlarının sayısı kooperatif sisteminin kalitesini belirlememektedir. Kooperatif kanunu reformu ile ilgili dünya çapındaki eğilim, varsayıldığı gibi, tek bir kanuna doğru yönelinmesiyle birlikte, ortaya çıkmıştır

- devletin homojen bir kooperatif politikasını daha iyi güvence altına alır
- kooperatif akımının bütünlüğüne eklenir ve
- kanun koyucuyu çok teferruatlı olmaktan ve böylece kooperatiflerin özerkliğini bozmaktan alıkoyar.

IV Sonuç
Uluslararası kanun ve Avrupa Birliği kanunu çerçeveyi belirlemektedir. Bu kuralların (kanunların) kendisi kooperatif değer ve ilkelerinden sapmalara imkan verdiği için, ülkedeki kanun koyucu daha iyisini yapmak isteyebilir. (Bu kanunlar) Çeviri (yorum-interpretation) marjinleri bıraktıklarından, ülkenin kendine özgü ihtiyaçlarına uyan bir kanunu onaylamak amacıyla kanun koyucu tarafından kullanılmalıdır. Kooperatiflerin özgüllüğü - insan merkezlidirler ve bir çoğunun kökleri yerel düzeyle sınırlıdır - kooperatif kanunlarını da içine alarak, iş kanunlarının süregelen uyumu ile ve kooperatif kanunlarının şirket hukuku ilkelerine dayanarak düzenlenmesi ile uyum sağlamamaktadır. Bu son ifade edilen olgu ulusal, bölgesel, uluslarüstü ve uluslararası düzeylerde artmış olan rekabete karşı bir reaksiyondur. Birçokları tarafından kooperatiflerin diğer işletme örgütü formlarıyla eşit muamele görüyor olmasının bir ifadesi olarak görülür. Bir iktisatçının bakış açısıyla en önemli mesele, tüm işletmeler için eşit kar fırsatlarının sürdürülmesidir. Hukuki bakış açısından, mevzuat idaresi hukuki açıklık ve güvenlik ilkeleri kooperatiflerin farklı yapılarının (belirli özelliklerinin) korunmasını istemektedir. Kooperatiflerin bu farklı yapıları evrensel olarak tanınmış olan kooperatif tanımınca ve kooperatif değer ve ilkelerince belirlenmektedir.

Hagen H e n r ÿ

 

 


 

 
 


 




©Türkiye Milli Kooperatifler Birliği 2005. 
Her Hakkı Saklıdır.