09-12 MART 2006 MANAVGAT/ANTALYA KONGRESİ

KONUŞMA METİNLERİ ...

 

DR.ADNAN GÜLTEK


AB ÜYELİK ÇALIŞMALARI SÜRECİNDE KOOPERATİFÇİLİĞİMİZİN YENİDEN YAPILANMA
SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Son zamanlarda Türk tarımının gelecekteki yapısını etkileyen önemli uluslararası gelişmeler olmaktadır. Bunlar Dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşmasının yürürlüğe girmesi ve Avrupa Birliği üyelik sürecinin başlamasıdır.

1995 yılında yürürlüğe konulan Dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşması, tarım ürünleri ticaretinin liberalleşmesi için birçok tedbiri gündeme getirmiştir. Bu bağlamda, tarımsal desteklerin pazarın işleyişini engellememesi, ithalat sınırlamalarının disipline edilmesi ve haksız rekabete yol açan ihracat teşviklerinin azaltılmasını öngören birçok kural belirlenmiş ve ülkelere bu kuralları uygulamada yükümlülükler getirilmiştir. 2006 yılında yürürlüğe girecek yeni tarım anlaşması hazırlıkları yoğun bir şekilde sürdürülmektedir. Bu anlaşma ile tarım politikalarını etkileyecek yeni düzenleme ve yükümlülükler getirilmektedir.

Avrupa Birliği ile 3 Ekim 2005 tarihini müzakerelere başlanmıştır Adaylık sürecinde Türkiye'nin tarım sektörüne ilişkin uyum çalışmaları, AB müktesebatının üstlenilmesinde en kapsamlı ve üzerinde en fazla çalışılması gereken konuları oluşturmaktadır.

Gelişen yurt içi ihtiyaçlar ile Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Birliği'ne uyum şartları, sektörün sorunlarının çözümünü ertelenemez hale getirirken, yeni açılımlara olan ihtiyacı ortaya koymaktadır.

Bu değişen ve gittikçe zorlaşan şartlarda karşısında özellikle tarım sektöründeki küçük üreticinin yok olmamak için yapması gerekenlerden biri de, güçlerini bir araya getirmektir.

Ülkemizde çoğunluğu küçük olan işletmelerin girdi ve finansman kullanımındaki yetersizlik nedeniyle tarımsal yapı, dünya piyasaları ile rekabet edebilecek ortalama verimi sağlayabilecek bir seviyede değildir. Bu nedenle, üreticiler ürünlerini maliyet ve kar hesabına göre değerinde bir fiyatla pazarlayamamaktadır. Üreticiden tüketiciye kadar pazarlama organizasyonlarındaki hatalar arz, talep ve fiyat oluşumunda sıkıntılara neden olmaktadır. Bu sıkıntıları değiştirmeye imkan verecek Avrupa Birliği'ndekine benzer piyasa düzenlerinin şimdiden oluşturulması gerekmektedir. Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde olan ülkemizin Ortak Piyasa Düzenlerine uyumu sağlanırken, çiftçi örgütlerimizin de Avrupa Birliği'ndekilere benzer bir şekilde, üstlenebilecekleri sorumlulukları, yapabilecekleri görevleri ortaya koymak gerekmektedir.

Avrupa ülkelerinde tarımsal faaliyetlerde teknoloji kullanımının artması, teknik bilginin işletmelerde kullanımının zorunlu hale gelmesi ve büyük üretim gücüne sahip üreticilerle rekabet sorununun giderek artması neticesinde tarımsal teşkilatlanmaya duyulan ihtiyaç daha da artmıştır. Avrupa Birliği entegrasyonu ile birlikte sanayi alanında gümrük birliği vasıtası ile bütünleşen Avrupa'nın tarımsal alanda da Ortak Tarım Politikası ile bütünleşmeye çalıştığı görülmüştür.

Ortak Piyasa Düzenleri çerçevesindeki uygulamalar, ilgili tüzüklerdeki şartları yerine getirmek koşulu ile resmen tanınmış olan Üretici Örgütlerince yapılmaktadır. Genel olarak, Avrupa Birliği'nde Kooperatifler Üretici Örgütü olarak tanınma hakkı almışlardır.

Ortak Tarım Politikası karar alma sürecinde, tarımsal örgütlenmeler içerisinde tarımsal kooperatiflerin hem ülkeler bazında hem de Avrupa Birliği düzeyinde rolleri ve etkileri büyüktür.

Hükümetler ise yöresel ve toplumsal kalkınmada kooperatifleri önemli bir araç olarak kullanmaktadır. Özellikle tarımın, tarım dışı sektörlerle bütünleşmesinde, tarımsal pazarların iyileştirilmesinde ve tarımsal pazarların önemli bir kısmının denetimlerinde kooperatifler önemli görevler üstlenmektedirler. Ayrıca bir çok sektör içerisinde elde edilen iş hacimlerinin önemli bir kısmını yine kooperatifler idare etmektedir.

Tarımsal faaliyetlerin sanayileşmesi ve tarımsal sanayi faaliyetleri yönündeki kırsal sanayi politikalarının uygulamalarında da ağırlık çiftçi kuruluşlarına, özellikle kooperatiflere verilmektedir.

Bugün AB genelinde bulunan toplam 125.000 birim kooperatifin, 32.000'i tarımsaldır. Toplam 70 milyon kooperatif ortağının ise 24 milyonu tarımsal kooperatif ortağıdır. AB ülkelerinde tarım sektöründe kooperatif hareket büyük ağırlığa sahiptir. Toplulukta kooperatiflerin payı tarımsal girdi sağlamada %55, pazarlamada %65 ve dış satımda %50'den fazladır.

Son 35-40 yıl içerisinde, AB ülkelerindeki tarımsal kooperatiflerin sayısı, İngiltere ve İtalya hariç olmak üzere yarıdan fazla azalmış, buna rağmen kooperatif ortak sayısı artmıştır. AB genelinde geleneksel kooperatif niteliği yerine ticaret ve sanayi alanlarında büyük işletmelerin yer aldığı bir yapılaşma başlamıştır.

Örneğin Almanya'da Tarım ürünlerine göre kooperatiflerin pazar payı:
tohumda %95
sütte %80
hububatta %70
yemde %50
gübrede %75
şaraplık üzümde %70
suni tohumlamada %70

Fransa'da tarımsal kooperatiflerin alt sektörlerdeki pazar payları:
şarapta % 60,
alkollü içkilerde % 65,
gübre tedarikinde % 60,
ilaç tedarikinde % 65,
yemde % 70,
tavukta % 35,
yumurtada % 40,
tütünde %100,
kuru meyvede % 75,
işlenmiş ketende % 56,
zeytinyağında % 48,
ormancılık ürünlerinde % 18
mısır özünde % 40,
değirmencilikte % 25,
ekmek yapımında % 25.
hububat ve proteinli ürünler toplamada %71,
hububat ve proteinli ürünler tohumları %70

İtalya'da tarımsal ürünlerin pazar paylarının önemli bir kısmına sahiptir.
şarapçılıkta %55,
sebze-meyvede %41,
süt ve ürünlerinde %38,
hububatta %17,
sığır etinde %15,
domuz etinde %12,
zeytincilikte %11.

Yunanistan'da bazı ürünlerde kooperatiflerin pazar payları:
şarapta %40
sütte %20
ette % 5-30
meyve-sebzede %12-51
diğer ürünlerde %50 dir.

AB ülkelerinde Kooperatiflerin ayrıca bir çok sosyal hizmeti mevcuttur. Kırsal kesimde yaşayan genç ve kadınların eğitimi, bilinçlendirilmesi, ekonomik ve sosyal faaliyetlere katılımının sağlanması, yerel, bölgesel ve ulusal boyutta temsil edilmesi de yine kooperatiflerin oldukça etkili olduğu görülmektedir. Ayrıca kooperatiflerin temel bir çok konuda danışmanlık servisleri bulunmaktadır. Üreticiler arasında işbirliğinin tüm sektörler bazında geliştirilmesi, gerçekleştirdikleri önemli çalışmalardan biridir.

Avrupa Birliği ülkelerinde tarımsal kooperatifler değişen ekonomik koşullara ayak uydurabilmek için kooperatifçiliğin temelini oluşturan ilkelerin özünü kaybetmeden yeniden yorumlanarak uygulanmasında bazı ekler yapmışlardır.

Örneğin; mevcut ekonomik koşullarda ortaklarına maliyetine "hizmet" sunmak olan klasik temel amaç, zamanla paranın ekonomide artan rolü ve rekabet gücünün arttırılması gibi nedenlerden dolayı birde "kar" amacını üstlenmiştir.

Günümüzde kooperatiflerin amacının "hizmet+kar" şeklinde tanımlanması gerektiği benimsenmiştir. Bir "şahıs" şirketi olan kooperatiflerde sosyal paylar kişinin ismine yazılı ve başkalarına devredilemez nitelikte olmasına rağmen değişen ekonomik koşullarda bu ilkenin özü zedelenmemek kaydıyla uygulamada ortaklar ellerindeki payların bir kısmını kooperatif hizmetlerinden yararlanabilecek kişilere devredilebilmektedir. Demokratik yönetim ilkesi gereği "bir insan-bir oy" şeklinde tanımlanmasına karşın kooperatifle daha çok ticari ilişkide bulunan ortaklara bir miktar "ek oy" verilebilmektedir. Kooperatiflerin salt kendi ortakları ile ticari faaliyetlerde bulunma zorunluluğu olsa da bazen kooperatiflerin ortak dışı kişilerle ticaret yaptığı da olmaktadır. Kooperatiflerin çalışma alanları artık eskisi gibi yöresel kalmamakta, bölgeler ve uluslar arası olabilmektedir.

Ülkemize gelecek olursak; şu andaki görünümü içinde Türkiye'de çiftçi, esnaf vb. gibi bağımsız çalışanların, sosyo-ekonomik kimliğini koruyabilecek ve geliştirebilecek AB düzeyinde etkin bir kooperatif örgütlenmenin var olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Ancak Türkiye'nin 125 yıllık kooperatifçilik deneyimi ve birikimi, yapılabilecek akılcı düzenlemelerle, kısa sürede bu sorunu aşabilecek düzeydedir.

Ülkemiz tarımında gelişmekte olan ülkelerin çoğunda görülen, dual (ikili) bir yapı göze çarpmaktadır. Küçük köylü işletmelerinden oluşan geleneksel kesim kendi varlığını sürdürmek için geçimlik üretim yapmaya çalışmakta, genelde büyük işletmelerden oluşan modern (ticari) kesim ise, pazar için üretim yapmaktadır. Modern kesimdeki dinamizm geleneksel kesime kolayca aktarılamadığından, geleneksel kesim toprak reformu gibi kurumsal, modern üretim girdileri gibi teknolojik, tarım kooperatifleri ve meslek odaları gibi örgütsel kalkınma araçlarından yeterince yararlanamamıştır. Bu dual yapı Türkiye'de tarımsal kalkınmayı olumsuz etkilemiştir.Ayrıca tarımda çalışan nüfus,işletme ölçeği ve eğitim düzeyi bazında AB ile mukayeseye gidildiğinde, her konuda olduğu gibi örgütlenme konusunda da daha çok sorun yaşamamız kaçınılmaz görülmektedir.

Türkiye'deki tarımsal örgütlenmede çok sayıda ve türde örgüt bulunmaktadır. Ancak, Ülkemizde bu kadar geniş bir tarımsal/kırsal örgütlenme bulunmasına rağmen, yukarıda belirttiğim nedenler dışında örgütlenme ile ilgili sorunlardan kurtulamamamız aşağıdaki nedenlerle açıklanabilir:

1. Tarımsal örgütlerle ilgili mevzuat güncelliğini yitirmiştir ve eksiklerle doludur.
2. Yıllar boyu süren kamu vesayeti anlayışı ve popülist politikalar tarımsal örgütlenmeyi zayıflatmıştır.
3. Tarımsal örgütler politize olmuşlar, yerel güç odaklarının eline düşmüşlerdir.
4. Farklı örgütler arasında rekabet meydana çıkmaktadır.
5. Tarım sektörünün mali kaynakları ve insan kaynakları kısıtlıdır. Dolayısıyla bu örgütler kendilerinden beklenen görevleri yerine getirecek yönetim anlayışına, idari kapasiteye ve teknik bilgiye sahip değildir.

Ülkemizde üreticilerin örgütlenmesini sağlamak amacıyla kurulan kooperatifler, birlikler, ziraat odaları, dernekler ve hatta bazı ekonomik kuruluşların her birinin ayrı mevzuatı ve bağlı oldukları ayrı bakanlıklar bulunmaktadır. Bu durum hizmetlerin götürülmesinde dağınıklığa, devletten sürekli bir kaynak aktarılmasına ve bunun da etkin kullanılamamasına neden olmaktadır. Bu dağınık ve güçsüz yapı içindeki üretici örgütleri, tarımsal ürünlere ilişkin etkin fiyatlandırma ve pazarlama politikalarını oluşturamamakta, bu konuda etkin ve ulusal boyutta bir politika uygulayamamaktadır.

Halbuki Avrupa Birliği'ne uyum çalışmaları çerçevesinde Avrupa Birliği'nin mevcut organizasyonları ile birlikte çalışabilecek, Ortak Tarım Politikası dâhilindeki uygulama, teşvik ve destekleri çiftçimize aktarabilecek bir üretici örgütlenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çerçevede yapılan ve yapılması gereken çalışmalar;

1-Türk tarımının yapısal birçok sorununun çözülmesi, örgütlenmede yaşanan yukarıdaki sorunların çözülmesi ile sağlanabilecektir. Bu için, mevcut örgütlerin yeniden düzenlenmesi, buna imkan verecek şekilde tabi oldukları mevzuatın modernleştirilmesi gerektirmektedir.Bu amaçla Dünya Bankası ile uygulanan Tarım Reformu Uygulama Projesi alt bileşenlerden biri olan Çiftçi Örgütlerinin Kurumsal Yapılarının Güçlendirilmesi Projesi (IRFO Institutional Reinforcement of Farmers' Organizations) yürürlüğe konmuştur. Projenin uygulanacağı illerde (Çanakkale, Balıkesir, Budur, Konya, Denizli, Samsun, Diyarbakır, Batman) farklı işkollarında faaliyet gösteren çiftçi örgütlerine idari ve teknik kapasitelerinin artırılması amacıyla toplam 400 çiftçi örgütü bünyesinde 2,100 üyeye teorik ve pratik düzeyde eğitim desteği verilecektir.Amaç;

  · Mevcut tarımsal kooperatifler ve diğer çiftçi örgütleri ile işbirliği yaparak bağımsız ve verimli çiftçi örgütlerinin     gelişimini desteklemek,
  · Yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde çiftçi ve kırsal alanda yaşayan nufusa hizmet verebilecek nitelikte güçlü çiftçi     örgütlerini oluşturmak,
  · Çiftçi örgütlerinin güçlendirilmesi için mevzuat ve denetim alt yapılarının geliştirilmesine destek ve katkıların     sağlanması.
Projenin öngörülen toplam bütçesi 10.6 ABD Dolarıdır. Bunun 8.5 milyon ABD Dolarlık kısmı Dünya Bankası kredisi olarak kullanılacaktır.

Ana kararlar, ortak girişimi oluşturan 7 kooperatif merkez birliği başkanlarından oluşan Yönetim Kurulu (Başkanlar Kurulu) tarafından eşit hak, sorumluluk ve şeffaflık kuralları altında alınacaktır.Uygulama sorumluluğu ise TAKOG'u (Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Ortak Girişimi) oluşturan 7 kooperatif merkez birliği (TKK, Köy-Koop, Hay-Koop, Or-Koop, Sür-Koop, Tus-Koop, Çay-Koop) başkanlarının Ortak Girişim'in Yetkili Ortağı olarak belirlenen Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği (OR-KOP) tarafından yerine getirilecektir.

2-Tarım kesiminde gelir ve refah düzeyini arttırmak amacıyla devlet tarafından verilecek doğrudan yardımların, maliyetleri düşürmek için verilecek girdi ve kredi sübvansiyonlarının dağıtımının üretici örgütleri aracılığıyla yapılması bu faaliyetleri amacına ulaşmasında daha doğru ve güvenli bir yol olacaktır. Bu husus Bakanlığımızca hazırlanan ve şu an TBMM gündeminde bulunan Tarım Kanunu taslağında yer almaktadır.

3-Türkiye 2014 yılında ya da daha erken veya geç bir tarihte Avrupa Birliği'ne tam üye olduğu zaman mutlaka Ortak Tarım Politikası'na uymak zorunda olacaktır. Bu politikanın birinci ayağı olan Ortak Piyasa Düzenleri de Avrupa Birliği mevzuatında belirtilen minimum sınırlar dâhilinde aynen uygulanacaktır. Avrupa Birliği'nde bu piyasa düzenlerinin uygulanmasında çeşitli kurum ve kuruluşlara görevler verilmiştir. Bazı ürünlerde bu görevlerin bazıları Avrupa Birliği mevzuatında belirtilen tanınma kriterlerine sahip üretici teşkilatlarına devredilmiştir. Bu durum uygulamanın etkinliği açısından sahada büyük kolaylıklar ve maddi kazançlar sağlamaktadır. Ortak Piyasa Düzenlerinin Türkiye'de uygulanabilmesi için oluşturulacak idari yapılanmada öncelikle mevcut potansiyelin ne olduğunun ve bundan nasıl faydalanılabileceğinin iyi tespit edilmesi, bunun üzerine eksik kalan yapıların buna bağlı bir şekilde düzenlemesinde büyük fayda bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, ülkemizde bulunan çeşitli üretici örgütleri bu yapılanma içinde aktif rol oynayabilir. Bakanlık olarak gerek tarama sürecinde, gerekse ileri aşamalarda kooperatiflerle işbirliği içinde bulunarak bu hususun yerine gelmesini sağlayacağız.

4- Kooperatifçiliğin ve kooperatiflerin rolünün geliştirilmesi için ilave finans kaynakları gereklidir. OTP' nin ikinci ayağının, yani kırsal kalkınmanın kullanılması çok büyük bir önem arz etmektedir. 25.1.2006 2006/1 sayılı Yüksek Planlama Kurulu kararı ile Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi kabul edilerek Resmi Gazetede yayımlanmıştır.Bu belge çerçevesinde Ulusal Kırsal Kalkınma Planı hazırlanacak olup, AB kırsal kalkınma tedbirlerinden bizim için acil ve öncelikli olarak belirlenecektir.Uygulayıcı kuruluş olarak Kırsal Kalkınma Ödeme Ajansının kurulması ile ilgili mevzuat hazırlıklarımız son aşamaya gelmiştir.

5-Köy Bazlı Katılımcı Yatırımların Desteklenmesi Programı (KBKYP): Ülkemizde arz açığı olan ürünler dışında üretim sorunu bulunmamaktadır. Tarım sektöründe esas sorun pazarlama aşamasında yaşanmaktadır. Bu çerçevede, ürünlerin tasniflenmesi, paketlenmesi, farklı zamanlarda piyasaya arz edilmek üzere depolanması ve katma değeri yüksek ürünler haline getirilmesi önem arz etmektedir. Bunun için Köy Bazlı Katılımcı Yatırım Programı hayata geçirilmiştir. Program kapsamında ekonomik yatırım konuları;

  - Mısır kurutma ve depolama,
  - Süt toplama,
  - Meyve-sebze işleme, depolama, ambalajlama, paketleme,
  - Alternatif enerji kaynakları kullanılan seraların yapımı,
  - Arı ürünleri işleme ve Paketleme tesis yapımı,

Alt yapı yatırım konuları ise;
- Sulama tesislerinin iyileştirilmesi olarak belirlenmiştir.
Program kapsamında desteklenecek projeler için toplam hibe miktarı, bireysel başvurularda 17.500 ABD doları, grup başvurularında (kooperatif, birlik, şirket vb.) 125.000 ABD doları, alt yapı yatırımlarında ise 225.000 ABD dolarını geçemeyecektir. Projede ekonomik yatırımların %50'si, alt yapı yatırımlarının %75'i hibe olarak desteklenecektir.
KBKYP, 2005 yılında ilk etapta 16 ilde pilot olarak uygulamaya başlanmıştır. Program 2006 yılında Türkiye genelinde tüm illerde uygulanacaktır. Bununla ilgili Bakanlar Kurulu Kararı 15.2.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.
KBKYP'nın uygulanması amacıyla 2006 yılında 16 pilot il için 30 milyon YTL, diğer illerimiz için 250 milyon YTL olmak üzere toplam 280 milyon YTL kaynak ayrılmıştır.

6- Kamu vesayetinden kurtulmuş tam demokratik kooperatif modelleri geliştirilmeli, siyasi müdahaleler ve kooperatiflerin politize olmaları önlenmelidir.

7- Yönetim kurulu üyeleri ve diğer seçimle gelen üyeler için hususi bir eğitim gerekmektedir.

  · Almanya'da, kooperatif kalkınmasına yönelik enstitüler, kooperatiflerin seçilen üyeleri için eğitim vermektedirler     (ulusal ve bölgesel düzeylerde).
  · İrlanda'da ICOS, diğerlerinin arasında, Ulusal İrlanda Üniversitesi'nin desteğiyle Kooperatif Tüzel İdaresi Diploması     vermektedir.
  · Kooperatiflerin sektörde önemli bir rol oynadığı Hollanda'da, üyeler tarım-gıda zinciri içindeki kendi rollerini bilmek     zorundadırlar. Kooperatiflerin yönetim kuruluna seçilen üyeler "NICE"'de NRC tarafından verilen bir eğitimden     geçerler.
  · Finlandiya Pellervo ve MTK kooperatif yönetimi konusunda bir eğitim ağı kurmuşlardır.

8- Kooperatif özellikleri ve bunların sosyo-ekonomik rolü konusunda, politikacıların ve tüm toplumun bilgisini arttırmak gerekmektedir.

 

 
 


 




©Türkiye Milli Kooperatifler Birliği 2005. 
Her Hakkı Saklıdır.