|
DR.ADNAN GÜLTEK
AB ÜYELİK ÇALIŞMALARI SÜRECİNDE KOOPERATİFÇİLİĞİMİZİN
YENİDEN YAPILANMA
SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Son zamanlarda Türk tarımının gelecekteki yapısını etkileyen önemli
uluslararası gelişmeler olmaktadır. Bunlar Dünya Ticaret Örgütü
Tarım Anlaşmasının yürürlüğe girmesi ve Avrupa Birliği üyelik sürecinin
başlamasıdır.
1995 yılında yürürlüğe konulan Dünya Ticaret Örgütü Tarım Anlaşması,
tarım ürünleri ticaretinin liberalleşmesi için birçok tedbiri gündeme
getirmiştir. Bu bağlamda, tarımsal desteklerin pazarın işleyişini
engellememesi, ithalat sınırlamalarının disipline edilmesi ve haksız
rekabete yol açan ihracat teşviklerinin azaltılmasını öngören birçok
kural belirlenmiş ve ülkelere bu kuralları uygulamada yükümlülükler
getirilmiştir. 2006 yılında yürürlüğe girecek yeni tarım anlaşması
hazırlıkları yoğun bir şekilde sürdürülmektedir. Bu anlaşma ile
tarım politikalarını etkileyecek yeni düzenleme ve yükümlülükler
getirilmektedir.
Avrupa Birliği ile 3 Ekim 2005 tarihini müzakerelere başlanmıştır
Adaylık sürecinde Türkiye'nin tarım sektörüne ilişkin uyum çalışmaları,
AB müktesebatının üstlenilmesinde en kapsamlı ve üzerinde en fazla
çalışılması gereken konuları oluşturmaktadır.
Gelişen yurt içi ihtiyaçlar ile Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa
Birliği'ne uyum şartları, sektörün sorunlarının çözümünü ertelenemez
hale getirirken, yeni açılımlara olan ihtiyacı ortaya koymaktadır.
Bu değişen ve gittikçe zorlaşan şartlarda karşısında özellikle
tarım sektöründeki küçük üreticinin yok olmamak için yapması gerekenlerden
biri de, güçlerini bir araya getirmektir.
Ülkemizde çoğunluğu küçük olan işletmelerin girdi ve finansman
kullanımındaki yetersizlik nedeniyle tarımsal yapı, dünya piyasaları
ile rekabet edebilecek ortalama verimi sağlayabilecek bir seviyede
değildir. Bu nedenle, üreticiler ürünlerini maliyet ve kar hesabına
göre değerinde bir fiyatla pazarlayamamaktadır. Üreticiden tüketiciye
kadar pazarlama organizasyonlarındaki hatalar arz, talep ve fiyat
oluşumunda sıkıntılara neden olmaktadır. Bu sıkıntıları değiştirmeye
imkan verecek Avrupa Birliği'ndekine benzer piyasa düzenlerinin
şimdiden oluşturulması gerekmektedir. Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde
olan ülkemizin Ortak Piyasa Düzenlerine uyumu sağlanırken, çiftçi
örgütlerimizin de Avrupa Birliği'ndekilere benzer bir şekilde, üstlenebilecekleri
sorumlulukları, yapabilecekleri görevleri ortaya koymak gerekmektedir.
Avrupa ülkelerinde tarımsal faaliyetlerde teknoloji kullanımının
artması, teknik bilginin işletmelerde kullanımının zorunlu hale
gelmesi ve büyük üretim gücüne sahip üreticilerle rekabet sorununun
giderek artması neticesinde tarımsal teşkilatlanmaya duyulan ihtiyaç
daha da artmıştır. Avrupa Birliği entegrasyonu ile birlikte sanayi
alanında gümrük birliği vasıtası ile bütünleşen Avrupa'nın tarımsal
alanda da Ortak Tarım Politikası ile bütünleşmeye çalıştığı görülmüştür.
Ortak Piyasa Düzenleri çerçevesindeki uygulamalar, ilgili tüzüklerdeki
şartları yerine getirmek koşulu ile resmen tanınmış olan Üretici
Örgütlerince yapılmaktadır. Genel olarak, Avrupa Birliği'nde Kooperatifler
Üretici Örgütü olarak tanınma hakkı almışlardır.
Ortak Tarım Politikası karar alma sürecinde, tarımsal örgütlenmeler
içerisinde tarımsal kooperatiflerin hem ülkeler bazında hem de Avrupa
Birliği düzeyinde rolleri ve etkileri büyüktür.
Hükümetler ise yöresel ve toplumsal kalkınmada kooperatifleri önemli
bir araç olarak kullanmaktadır. Özellikle tarımın, tarım dışı sektörlerle
bütünleşmesinde, tarımsal pazarların iyileştirilmesinde ve tarımsal
pazarların önemli bir kısmının denetimlerinde kooperatifler önemli
görevler üstlenmektedirler. Ayrıca bir çok sektör içerisinde elde
edilen iş hacimlerinin önemli bir kısmını yine kooperatifler idare
etmektedir.
Tarımsal faaliyetlerin sanayileşmesi ve tarımsal sanayi faaliyetleri
yönündeki kırsal sanayi politikalarının uygulamalarında da ağırlık
çiftçi kuruluşlarına, özellikle kooperatiflere verilmektedir.
Bugün AB genelinde bulunan toplam 125.000 birim kooperatifin, 32.000'i
tarımsaldır. Toplam 70 milyon kooperatif ortağının ise 24 milyonu
tarımsal kooperatif ortağıdır. AB ülkelerinde tarım sektöründe kooperatif
hareket büyük ağırlığa sahiptir. Toplulukta kooperatiflerin payı
tarımsal girdi sağlamada %55, pazarlamada %65 ve dış satımda %50'den
fazladır.
Son 35-40 yıl içerisinde, AB ülkelerindeki tarımsal kooperatiflerin
sayısı, İngiltere ve İtalya hariç olmak üzere yarıdan fazla azalmış,
buna rağmen kooperatif ortak sayısı artmıştır. AB genelinde geleneksel
kooperatif niteliği yerine ticaret ve sanayi alanlarında büyük işletmelerin
yer aldığı bir yapılaşma başlamıştır.
Örneğin Almanya'da Tarım ürünlerine göre kooperatiflerin pazar
payı:
tohumda %95
sütte %80
hububatta %70
yemde %50
gübrede %75
şaraplık üzümde %70
suni tohumlamada %70
Fransa'da tarımsal kooperatiflerin alt sektörlerdeki pazar payları:
şarapta % 60,
alkollü içkilerde % 65,
gübre tedarikinde % 60,
ilaç tedarikinde % 65,
yemde % 70,
tavukta % 35,
yumurtada % 40,
tütünde %100,
kuru meyvede % 75,
işlenmiş ketende % 56,
zeytinyağında % 48,
ormancılık ürünlerinde % 18
mısır özünde % 40,
değirmencilikte % 25,
ekmek yapımında % 25.
hububat ve proteinli ürünler toplamada %71,
hububat ve proteinli ürünler tohumları %70
İtalya'da tarımsal ürünlerin pazar paylarının önemli bir kısmına
sahiptir.
şarapçılıkta %55,
sebze-meyvede %41,
süt ve ürünlerinde %38,
hububatta %17,
sığır etinde %15,
domuz etinde %12,
zeytincilikte %11.
Yunanistan'da bazı ürünlerde kooperatiflerin pazar payları:
şarapta %40
sütte %20
ette % 5-30
meyve-sebzede %12-51
diğer ürünlerde %50 dir.
AB ülkelerinde Kooperatiflerin ayrıca bir çok sosyal hizmeti mevcuttur.
Kırsal kesimde yaşayan genç ve kadınların eğitimi, bilinçlendirilmesi,
ekonomik ve sosyal faaliyetlere katılımının sağlanması, yerel, bölgesel
ve ulusal boyutta temsil edilmesi de yine kooperatiflerin oldukça
etkili olduğu görülmektedir. Ayrıca kooperatiflerin temel bir çok
konuda danışmanlık servisleri bulunmaktadır. Üreticiler arasında
işbirliğinin tüm sektörler bazında geliştirilmesi, gerçekleştirdikleri
önemli çalışmalardan biridir.
Avrupa Birliği ülkelerinde tarımsal kooperatifler değişen ekonomik
koşullara ayak uydurabilmek için kooperatifçiliğin temelini oluşturan
ilkelerin özünü kaybetmeden yeniden yorumlanarak uygulanmasında
bazı ekler yapmışlardır.
Örneğin; mevcut ekonomik koşullarda ortaklarına maliyetine "hizmet"
sunmak olan klasik temel amaç, zamanla paranın ekonomide artan rolü
ve rekabet gücünün arttırılması gibi nedenlerden dolayı birde "kar"
amacını üstlenmiştir.
Günümüzde kooperatiflerin amacının "hizmet+kar" şeklinde
tanımlanması gerektiği benimsenmiştir. Bir "şahıs" şirketi
olan kooperatiflerde sosyal paylar kişinin ismine yazılı ve başkalarına
devredilemez nitelikte olmasına rağmen değişen ekonomik koşullarda
bu ilkenin özü zedelenmemek kaydıyla uygulamada ortaklar ellerindeki
payların bir kısmını kooperatif hizmetlerinden yararlanabilecek
kişilere devredilebilmektedir. Demokratik yönetim ilkesi gereği
"bir insan-bir oy" şeklinde tanımlanmasına karşın kooperatifle
daha çok ticari ilişkide bulunan ortaklara bir miktar "ek oy"
verilebilmektedir. Kooperatiflerin salt kendi ortakları ile ticari
faaliyetlerde bulunma zorunluluğu olsa da bazen kooperatiflerin
ortak dışı kişilerle ticaret yaptığı da olmaktadır. Kooperatiflerin
çalışma alanları artık eskisi gibi yöresel kalmamakta, bölgeler
ve uluslar arası olabilmektedir.
Ülkemize gelecek olursak; şu andaki görünümü içinde Türkiye'de
çiftçi, esnaf vb. gibi bağımsız çalışanların, sosyo-ekonomik kimliğini
koruyabilecek ve geliştirebilecek AB düzeyinde etkin bir kooperatif
örgütlenmenin var olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Ancak Türkiye'nin
125 yıllık kooperatifçilik deneyimi ve birikimi, yapılabilecek akılcı
düzenlemelerle, kısa sürede bu sorunu aşabilecek düzeydedir.
Ülkemiz tarımında gelişmekte olan ülkelerin çoğunda görülen, dual
(ikili) bir yapı göze çarpmaktadır. Küçük köylü işletmelerinden
oluşan geleneksel kesim kendi varlığını sürdürmek için geçimlik
üretim yapmaya çalışmakta, genelde büyük işletmelerden oluşan modern
(ticari) kesim ise, pazar için üretim yapmaktadır. Modern kesimdeki
dinamizm geleneksel kesime kolayca aktarılamadığından, geleneksel
kesim toprak reformu gibi kurumsal, modern üretim girdileri gibi
teknolojik, tarım kooperatifleri ve meslek odaları gibi örgütsel
kalkınma araçlarından yeterince yararlanamamıştır. Bu dual yapı
Türkiye'de tarımsal kalkınmayı olumsuz etkilemiştir.Ayrıca tarımda
çalışan nüfus,işletme ölçeği ve eğitim düzeyi bazında AB ile mukayeseye
gidildiğinde, her konuda olduğu gibi örgütlenme konusunda da daha
çok sorun yaşamamız kaçınılmaz görülmektedir.
Türkiye'deki tarımsal örgütlenmede çok sayıda ve türde örgüt bulunmaktadır.
Ancak, Ülkemizde bu kadar geniş bir tarımsal/kırsal örgütlenme bulunmasına
rağmen, yukarıda belirttiğim nedenler dışında örgütlenme ile ilgili
sorunlardan kurtulamamamız aşağıdaki nedenlerle açıklanabilir:
1. Tarımsal örgütlerle ilgili mevzuat güncelliğini yitirmiştir
ve eksiklerle doludur.
2. Yıllar boyu süren kamu vesayeti anlayışı ve popülist politikalar
tarımsal örgütlenmeyi zayıflatmıştır.
3. Tarımsal örgütler politize olmuşlar, yerel güç odaklarının eline
düşmüşlerdir.
4. Farklı örgütler arasında rekabet meydana çıkmaktadır.
5. Tarım sektörünün mali kaynakları ve insan kaynakları kısıtlıdır.
Dolayısıyla bu örgütler kendilerinden beklenen görevleri yerine
getirecek yönetim anlayışına, idari kapasiteye ve teknik bilgiye
sahip değildir.
Ülkemizde üreticilerin örgütlenmesini sağlamak amacıyla kurulan
kooperatifler, birlikler, ziraat odaları, dernekler ve hatta bazı
ekonomik kuruluşların her birinin ayrı mevzuatı ve bağlı oldukları
ayrı bakanlıklar bulunmaktadır. Bu durum hizmetlerin götürülmesinde
dağınıklığa, devletten sürekli bir kaynak aktarılmasına ve bunun
da etkin kullanılamamasına neden olmaktadır. Bu dağınık ve güçsüz
yapı içindeki üretici örgütleri, tarımsal ürünlere ilişkin etkin
fiyatlandırma ve pazarlama politikalarını oluşturamamakta, bu konuda
etkin ve ulusal boyutta bir politika uygulayamamaktadır.
Halbuki Avrupa Birliği'ne uyum çalışmaları çerçevesinde Avrupa
Birliği'nin mevcut organizasyonları ile birlikte çalışabilecek,
Ortak Tarım Politikası dâhilindeki uygulama, teşvik ve destekleri
çiftçimize aktarabilecek bir üretici örgütlenmesine ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu çerçevede yapılan ve yapılması gereken çalışmalar;
1-Türk tarımının yapısal birçok sorununun çözülmesi, örgütlenmede
yaşanan yukarıdaki sorunların çözülmesi ile sağlanabilecektir. Bu
için, mevcut örgütlerin yeniden düzenlenmesi, buna imkan verecek
şekilde tabi oldukları mevzuatın modernleştirilmesi gerektirmektedir.Bu
amaçla Dünya Bankası ile uygulanan Tarım Reformu Uygulama Projesi
alt bileşenlerden biri olan Çiftçi Örgütlerinin Kurumsal Yapılarının
Güçlendirilmesi Projesi (IRFO Institutional Reinforcement of Farmers'
Organizations) yürürlüğe konmuştur. Projenin uygulanacağı illerde
(Çanakkale, Balıkesir, Budur, Konya, Denizli, Samsun, Diyarbakır,
Batman) farklı işkollarında faaliyet gösteren çiftçi örgütlerine
idari ve teknik kapasitelerinin artırılması amacıyla toplam 400
çiftçi örgütü bünyesinde 2,100 üyeye teorik ve pratik düzeyde eğitim
desteği verilecektir.Amaç;
· Mevcut tarımsal kooperatifler ve diğer çiftçi örgütleri
ile işbirliği yaparak bağımsız ve verimli çiftçi örgütlerinin gelişimini
desteklemek,
· Yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde çiftçi ve kırsal
alanda yaşayan nufusa hizmet verebilecek nitelikte güçlü çiftçi
örgütlerini oluşturmak,
· Çiftçi örgütlerinin güçlendirilmesi için mevzuat ve
denetim alt yapılarının geliştirilmesine destek ve katkıların sağlanması.
Projenin öngörülen toplam bütçesi 10.6 ABD Dolarıdır. Bunun 8.5
milyon ABD Dolarlık kısmı Dünya Bankası kredisi olarak kullanılacaktır.
Ana kararlar, ortak girişimi oluşturan 7 kooperatif merkez birliği
başkanlarından oluşan Yönetim Kurulu (Başkanlar Kurulu) tarafından
eşit hak, sorumluluk ve şeffaflık kuralları altında alınacaktır.Uygulama
sorumluluğu ise TAKOG'u (Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Ortak Girişimi)
oluşturan 7 kooperatif merkez birliği (TKK, Köy-Koop, Hay-Koop,
Or-Koop, Sür-Koop, Tus-Koop, Çay-Koop) başkanlarının Ortak Girişim'in
Yetkili Ortağı olarak belirlenen Türkiye Ormancılık Kooperatifleri
Merkez Birliği (OR-KOP) tarafından yerine getirilecektir.
2-Tarım kesiminde gelir ve refah düzeyini arttırmak amacıyla devlet
tarafından verilecek doğrudan yardımların, maliyetleri düşürmek
için verilecek girdi ve kredi sübvansiyonlarının dağıtımının üretici
örgütleri aracılığıyla yapılması bu faaliyetleri amacına ulaşmasında
daha doğru ve güvenli bir yol olacaktır. Bu husus Bakanlığımızca
hazırlanan ve şu an TBMM gündeminde bulunan Tarım Kanunu taslağında
yer almaktadır.
3-Türkiye 2014 yılında ya da daha erken veya geç bir tarihte Avrupa
Birliği'ne tam üye olduğu zaman mutlaka Ortak Tarım Politikası'na
uymak zorunda olacaktır. Bu politikanın birinci ayağı olan Ortak
Piyasa Düzenleri de Avrupa Birliği mevzuatında belirtilen minimum
sınırlar dâhilinde aynen uygulanacaktır. Avrupa Birliği'nde bu piyasa
düzenlerinin uygulanmasında çeşitli kurum ve kuruluşlara görevler
verilmiştir. Bazı ürünlerde bu görevlerin bazıları Avrupa Birliği
mevzuatında belirtilen tanınma kriterlerine sahip üretici teşkilatlarına
devredilmiştir. Bu durum uygulamanın etkinliği açısından sahada
büyük kolaylıklar ve maddi kazançlar sağlamaktadır. Ortak Piyasa
Düzenlerinin Türkiye'de uygulanabilmesi için oluşturulacak idari
yapılanmada öncelikle mevcut potansiyelin ne olduğunun ve bundan
nasıl faydalanılabileceğinin iyi tespit edilmesi, bunun üzerine
eksik kalan yapıların buna bağlı bir şekilde düzenlemesinde büyük
fayda bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, ülkemizde bulunan çeşitli
üretici örgütleri bu yapılanma içinde aktif rol oynayabilir. Bakanlık
olarak gerek tarama sürecinde, gerekse ileri aşamalarda kooperatiflerle
işbirliği içinde bulunarak bu hususun yerine gelmesini sağlayacağız.
4- Kooperatifçiliğin ve kooperatiflerin rolünün geliştirilmesi
için ilave finans kaynakları gereklidir. OTP' nin ikinci ayağının,
yani kırsal kalkınmanın kullanılması çok büyük bir önem arz etmektedir.
25.1.2006 2006/1 sayılı Yüksek Planlama Kurulu kararı ile Ulusal
Kırsal Kalkınma Stratejisi kabul edilerek Resmi Gazetede yayımlanmıştır.Bu
belge çerçevesinde Ulusal Kırsal Kalkınma Planı hazırlanacak olup,
AB kırsal kalkınma tedbirlerinden bizim için acil ve öncelikli olarak
belirlenecektir.Uygulayıcı kuruluş olarak Kırsal Kalkınma Ödeme
Ajansının kurulması ile ilgili mevzuat hazırlıklarımız son aşamaya
gelmiştir.
5-Köy Bazlı Katılımcı Yatırımların Desteklenmesi Programı (KBKYP):
Ülkemizde arz açığı olan ürünler dışında üretim sorunu bulunmamaktadır.
Tarım sektöründe esas sorun pazarlama aşamasında yaşanmaktadır.
Bu çerçevede, ürünlerin tasniflenmesi, paketlenmesi, farklı zamanlarda
piyasaya arz edilmek üzere depolanması ve katma değeri yüksek ürünler
haline getirilmesi önem arz etmektedir. Bunun için Köy Bazlı Katılımcı
Yatırım Programı hayata geçirilmiştir. Program kapsamında ekonomik
yatırım konuları;
- Mısır kurutma ve depolama,
- Süt toplama,
- Meyve-sebze işleme, depolama, ambalajlama, paketleme,
- Alternatif enerji kaynakları kullanılan seraların
yapımı,
- Arı ürünleri işleme ve Paketleme tesis yapımı,
Alt yapı yatırım konuları ise;
- Sulama tesislerinin iyileştirilmesi olarak belirlenmiştir.
Program kapsamında desteklenecek projeler için toplam hibe miktarı,
bireysel başvurularda 17.500 ABD doları, grup başvurularında (kooperatif,
birlik, şirket vb.) 125.000 ABD doları, alt yapı yatırımlarında
ise 225.000 ABD dolarını geçemeyecektir. Projede ekonomik yatırımların
%50'si, alt yapı yatırımlarının %75'i hibe olarak desteklenecektir.
KBKYP, 2005 yılında ilk etapta 16 ilde pilot olarak uygulamaya başlanmıştır.
Program 2006 yılında Türkiye genelinde tüm illerde uygulanacaktır.
Bununla ilgili Bakanlar Kurulu Kararı 15.2.2006 tarihli Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.
KBKYP'nın uygulanması amacıyla 2006 yılında 16 pilot il için 30
milyon YTL, diğer illerimiz için 250 milyon YTL olmak üzere toplam
280 milyon YTL kaynak ayrılmıştır.
6- Kamu vesayetinden kurtulmuş tam demokratik kooperatif modelleri
geliştirilmeli, siyasi müdahaleler ve kooperatiflerin politize olmaları
önlenmelidir.
7- Yönetim kurulu üyeleri ve diğer seçimle gelen üyeler için hususi
bir eğitim gerekmektedir.
· Almanya'da, kooperatif kalkınmasına yönelik enstitüler,
kooperatiflerin seçilen üyeleri için eğitim vermektedirler (ulusal
ve bölgesel düzeylerde).
· İrlanda'da ICOS, diğerlerinin arasında, Ulusal İrlanda
Üniversitesi'nin desteğiyle Kooperatif Tüzel İdaresi Diploması vermektedir.
· Kooperatiflerin sektörde önemli bir rol oynadığı Hollanda'da,
üyeler tarım-gıda zinciri içindeki kendi rollerini bilmek zorundadırlar.
Kooperatiflerin yönetim kuruluna seçilen üyeler "NICE"'de
NRC tarafından verilen bir eğitimden geçerler.
· Finlandiya Pellervo ve MTK kooperatif yönetimi konusunda
bir eğitim ağı kurmuşlardır.
8- Kooperatif özellikleri ve bunların sosyo-ekonomik rolü konusunda,
politikacıların ve tüm toplumun bilgisini arttırmak gerekmektedir.
|