Özellikle gelişmekte olan ülkelerin
ekonomik ve sosyal hayatlarında çok önemli ve vazgeçilmez bir
yeri olan kooperatifler, başta esnaf ve sanatkarların olmak
üzere tüm kesimlerin temel dayanağını oluşturuyor, 21 Aralık
Dünya Kooperatifçilik Günü, temelinde yardımlaşma ve dayanışma
bulunan kooperatiflerin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Türkiye
Milli Kooperatifler Birliği Genel Başkanı Muammer Niksarlı ülkemizde
kooperatifçiliğin önündeki sorunları ve çözüm önerilerini dergimiz
TESKOMB'la paylaştı.
TESKOMB dergisi olarak kooperatiflerin önemine, yaşadığı sorunlara
bir kez daha dikkat çekmek istedik ve Türkiye Milli Kooperatifler
Birliği Genel Başkanı Muammer Niksarlı ile Türkiye'de kooperatifçilik
anlayışını konuştuk. Dünyada ve Türkiye'de kooperatifçiliği
anlatan Niksarlı, ülkemizde kooperatifçiliğin önündeki sorunları
ve çözüm önerilerini dergimiz TESKOMB'la paylaştı.
TESKOMB: Türkiye'yi bol bol
konuşacağız elbette ancak önce dünyada ve özellikle maratonu
içinde bulunduğumuz Avrupa Birliği ülkelerinde kooperatifçilik
anlayışından, uygulamalarından bahsedebilir misiniz? Dünya,
kooperatifçiliği nasıl uyguluyor?
NİKSARLI: Ben her şeyden
önce kooperatifleşmenin mantığını iyi kavramak gerektiğini düşünüyorum.
Bu yüzden biraz gerilere gidip kooperatifçiliğin hangi koşullarda,
hangi ihtiyaçlarla doğduğuna bakmak gerekiyor. Dünyada kooperatifleşme,
insanoğlunun varolduğu ve tek basma yenmediğini hissettiği andan
itibaren başlıyor. Üretim sürecinde insanoğlu yardımlaşmaya,
dayanışmaya, birlikte üretmeye ve birlikteliğe ihtiyaç duyuyor.
Zaten kooperatifçilik demek, bir ihtiyaç karşısında örgütlenmek
ve bu ihtiyacı birlikte karşılamak demek. Ancak şuna dikkat
çekmek isliyorum; dünyada ilk kurulan kooperatif bir tüketim
kooperatifidir ancak amaç sadece tüketim değildir. Konut ihtiyaçlarını
sağlamak, üretim, eğitim, geleceğe ilişkin yatırım yapmak da
vardır amaçlar arasında. Yani tek bir amaca kilitlenilmemiştir;
çok amaçlıdır. Türkiye'de kooperatifçilik tarihini anlatanların
bunun altını önemle çizmesi lazım. Çünkü Türkiye'nin temel sorunu
kooperatiflerinin çok amaçlı olmaması, tek amaçla sınırlanmasıdır.
Dünyada gelişmiş ülkeler gelişme süreçlerinde kooperatifleri
birer gelişme aracı olarak görmüş ve kullanmışlardır. Bu çok
önemli bir nokta. Amerika, Japonya, Hollanda, Fransa, İtalya,
İngiltere gibi ülkelerde kooperatifler halâ oldukça aktif olarak
kullanılıyor. Bugün bu gelişmiş ülkeler, gelişmelerini tamamlayıp
bir üst aşamaya geçmelerine rağmen kooperatiflerden vazgeçmiyorlar;
bu defa kooperatiflerin insan odaklı özelliğini kullanıyorlar,
kooperatiflerin sosyal yönünü, önemini, amaçlarını öne çıkarmaya
başlıyorlar.
Şunu önemle belirtmek lazım; kooperatifçilik iktisadi kaygı
ile sosyal kaygının bileşkesidir. Eğer kooperatifte iktisadi
kaygı ağır basarsa o şirket olur zaten; sosyal kaygı ağır basarsa
demek olur. Demek ki kooperatifler ikisinin bir bileşkesidir.
TESKOMB: Peki Türkiye'ye
gelelim, özellikle Avrupa Birliği için bu kadar önemli çabaların
sarf edildiği bir ortamda ülkemizde kooperatiflerin durumu,sorunları
nedir? Türkiye bu konuda Avrupa standartlarını yakalayabiliyor
mu?
NİKSARLI: Şu anda Avrupa
ve dünya ülkelerindeki kooperatifler ile karşılıklı oturabilecek
gelişmişliğe sahip kooperatifimiz çok az. Örneğin TESKOMB Avrupa'daki
muadilleriyle oturup konuşabilecek bir güçte, tarımsal kesimde
pancar var, orman kesiminde faaliyet gösteren kooperatifler
var ancak gördüğünüz gibi biri ikiyi geçmiyor sayabileceklerimiz.
Yani çok fazla da boy ölçüşebilecek güçte kooperatifimiz yok.
Sorunlarının çözülmesi halinde zeytinyağı ve fındık gibi ürün
bazında örgütlenmiş bazı tarım satış kooperatiflerini ayrı tutuyorum.
Sorunun temelinde şu var: Türkiye'de hükümetler bu işlere çok
müdahil oldular. Ama kooperatifçilikte müdahale olmaz. Kooperatif,
ancak ortaklarının kendi iradesi ile yönetilirse kooperatif
olur. Türkiye'de sorun kooperatiflere müdahale eden çok sayıda
kamu kuruluşunun olması. Birden çok mevzuat var. Ve tabi ki
en önemli sorunlardan bir tanesi de başta da dikkat çektiğim
gibi kooperatiflerde tek amaçlılığın olması, tek amaçla sınırlandırılması.
Ülkemizde kooperatifçilik bilincinin de gelişmediğini görüyoruz.
Bugün Türkiye'de kooperatifçiliğin gelişmemesinin, kooperatifçilik
bilincinin yerleşmemesinin, yaygınlaşmamasının sorumlusu devlettir.
Çünkü bu görevi devlet yasayla üstlenmiştir. Kooperatifçilik
alanının düzenlenmesi ve denetlenmesi devletin görevidir. Eğer
bugün Türkiye'de kooperatifçiliğin gelişmemesinden söz ediyorsak
devlet bu konuda görevini yapmadığı içindir. Kooperatifler devlet
sektörünün rakibi, özel sektörün düşmanı olarak algılandığı
içindir. Halbuki yok öyle bir şey, yanlış anlatıldı, yanlış
anlaşıldı. Türkiye bunları aşmadığı sürece AB'ye giremez; girdiği
taktirde de ancak birkaç kooperatif varlığını sürdürebilir.
Bu ülkede kayıt dışı ekonomiden söz ediliyorsa kooperatifler
bu sorunla mücadelede önemli bir kurumdur. Gelir dağılımında
adaletsizlikten söz ediliyorsa, kooperatifler gelir dağılımı
dengesinin oluşması içinde önemli bir araçtır. "Demokrasiyi
bilmiyoruz, uygulamıyoruz" deniliyorsa kooperatifler birer
demokrasi okuludur. Kooperatifçilik bir yaşam biçimidir, insanların
tek başına üstesinden gelemeyecekleri işi yapabilmek için oluşturduğu
birliğin adıdır kooperatifçilik.
TESKOMB : Bir de üzerinde
çalışılan 1163 sayılı Yasa var. Yasada AB'ye uyum noktasında
yapılması düşünülen değişiklik çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
NİKSARLI : Bence yasanın
mevcut haliyle AB standartlarına aykırı hiçbir yanı yok. Devletin
müdahalesine kapı aralayan bazı hususlar, uygulamada karşılaşılan
bazı eksikler var. Bu konuların yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor
tabi ki. Ancak yapılan değişikliklerle yasanın daha da geriye
gideceğinden kaygılarımız var.
TESKOMB : Siz neler
yapıyorsunuz Türkiye Milli Kooperatifler Birliği olarak? Çalışmalarınızı
anlatır mısınız?
NİKSARLI : Dünyada ve Türkiye'de
kardeş olan iki yapı var. Kooperatifler ve sendikalar. İkisi
de dayanışmaya ve yardımlaşmaya dayanır. Ama kooperatifler de
sendikalar da dünyadaki dönüşüm sürecini iyi takip edemediler,
kendilerini yenileyemediler. Bu nedenle sendikaların da kooperatiflerin
de işlevlerini yeniden tanımlamaları ve işbirliği yapmaları
gerekiyor. Belki de yeni bir yapılanmanın doğması gerekiyor.
İşte Türkiye Milli Kooperatifler Birliği olarak bu düşünceyle
bir niyet mektubu hazırladık; işçi sendikalarını, konfederasyonları
ziyaret edecek ve bu niyet mektubumuzu sunacağız. Amacımız kooperatiflerin
de sendikaların da Türkiye'de işlevlerini yeniden tanımlamaları
olacak. Buna çok önem veriyoruz.
Birliğimiz aynı zamanda ülke ekonomisine, üretimine ve istihdamına
sahip çıkmak amacıyla "Türk malı kullan" kampanyası
başlattı. Kampanya ile "Barkotu 896 ile başlayan ürünleri
kullanalım" diyoruz. Yani Türkiye'de üretilen, Türkiye'de
istihdam ve katma değer yaratan tüm ürünleri kastediyoruz. Önemli
olan markanın yabancı olup olmaması değil, önemli olan o malın
üretimini Türkiye'de yapıp yapmadığıdır. Türkiye'de istihdam
ve katma değer yaratıp yaratmadığıdır. Ulusal değerlerimize
sahip çıkmanın yolu, bilinçli olmaktan geçiyor. Kooperatifler
olarak bu bilinci yaymak da bizim görevimiz.
Diğer bir çalışmamız da uluslararası kamuoyuna yönelik. Üyesi
bulunduğumuz Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) nin gündemine
son yıllarda giderek artan ve özellikle az gelişmiş ülkeleri
tehdit eden "suç" olgusunu taşımak istiyoruz. Bildiğiniz
gibi artık dünyada ve ülkemizde ailelerin parçalanması, işsizlik,
eğitimsizlik gibi nedenlerle gençlerimiz potansiyel suçlu konumuna
geldiler. Bu duruma uluslararası ölçekte önlem alınmaması halinde
önümüzdeki yıllar bu açıdan daha da kaygı verici olacaktır.
Toplumun ekonomik gelişmesinin yanında toplumsal barış, sevgi
ve kardeşlik duygularını da gelişmesi için sorumluluk taşıyan
kooperatifler, bu konuda da insanlığa öncülük etmelidir. İşte
bu sorumluluk bilinciyle Türkiye Milli Kooperatifler Birliği
olarak ICA'ne sunulmak üzere bir önerge hazırladık. En azından
600 milyon üyesi olan bu kuruluşun gündemine bu önemli konuyu
taşımak istiyoruz.
TESKOMB : Son olarak
Birliğinizin de üyesi bulunduğu TESKOMB hakkındaki görüşlerinizi
alabilir miyiz? TESKOMB'un Avrupalı muadilleri ile yürüttüğü
çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
NİKSARLI : TESKOMB çok
önemli atılımlar yaptı. Avrupalı meslektaşlarını Türkiye'de
ağırladı, yeniden yapılanma hamlesi başlattı. Bunları görmemek,
taktir etmemek yanlış olur. Fakat TESKOMB'un yöneticileri de
biliyorlar ki dünya düzeninde artık TESKOMB, devlet destekli
kaynakları uzun süre kullanamayacak.
Oysa TESKOMB ve bağlı birliklerin güçlü kaynakları var. Bazı
küçük yasal düzenlemeler yapılarak, TESKOMB kooperatifleri kendi
kaynaklarından kredi verebilir ve mevduat toplayabilir. Yani
her Birliğin bir banka olduğunu, TESKOMB'un da merkez bankası
olduğunu düşünelim. Bu hak onlara tanındığı taktirde belki de
Türkiye kooperatifler bankasının çekirdeği oluşturulmuş olur.
Bunu çok önemli buluyorum.
TESKOMB : Dünya kooperatifçilik
günü neden 21 Aralık'ta kutlanıyor?
NİKSARLI : Kooperatifçilik
konusunda ilk adımlar, ilk örgütlenme çabası 1800'lü yıllarda
ortaya çıkıyor. 1800'lü yıllar kapitalizmin yeni yerleşmeye
başladığı ve henüz kurallarının konulmadığı, vahşi kapitalizm
yılları olarak anılan yıllar. İngiltere'de Robert Owen adlı
bir fabrikatör, işçilerin verimli olması için bir tüketim kooperatifi
uygulaması yapıyor ve aynı zamanda çalışma saatlerinin aşağı
çekilmesi, çocuk işçilerin çalışmak yerine okula gönderilmesi
gibi düzenlemelerde bulunuyor. Owen bu konuda hükümetten destek
istiyor ancak hükümet destek vermeyince ABD'ye göç ediyor. Owen
bu konuda önemli bir tohum ekmiş oluyor.
Ardından İngiltere'nin Manchester kentinin Rochdale kasabasında
28 dokuma işçisi bir araya gelerek 1844'te bir tüketim kooperatifi
kuruyor. Bu kurucular bugün yürürlükte olan kooperatifçilik
ilkelerini ortaya koyuyorlar. Bugün dahi dünyada kabul ediliyor
bu ilkeler. İşte bu nedenle biz 21 Aralık 1844 tarihinden sonra
21 Aralık'ı her yıl Dünya Kooperatifler Günü olarak bütün dünyada
kutluyoruz.